Geçtiğimiz günlerde Gülsim Ali ve Görkem Sevindik ile röportaj yaparken sorularımdan biri; sosyal medya kullanımıyla ilgiliydi.
İKİ YANI KESKİN BIÇAK
Gülsim Ali ile Görkem Sevindik, mesafeli yaklaşsa da genel anlamda ünlüler, sosyal medyayla bir hayli haşir neşir bir yaşam sürüyor. Bu da sosyal medyanın, ünlüler üzerindeki dönüştürücü etkisinin iki yanı keskin bıçak şeklinde olduğu görülüyor.
Sosyal medyadan önce ünlüler, ulaşılmaz birer yıldız olarak konumlanırdı. Onlar; sadece beyazperdede, televizyon ekranlarında, sahne ışıkları altında ya da röportajlarda görülürdü. Özel hayatları hakkında fotoğraflar ise gazetecilerin yakalayabildiği kadardı. Bu nedenle, ev içi yaşantıları hep büyük bir gizemdi.
ZİRVEYE DE TAŞIYOR GÖZDEN DE DÜŞÜREBİLİYOR
Sosyal medyanın yükselişiyle birlikte, hayranlarla ünlüler arasındaki o kalın duvar yıkıldı. Bugün sosyal medya, bir ünlünün kariyerini zirveye taşıyabilen en güçlü araç olduğu gibi, onu bir anda gözden düşürebilen bir yargı mekanizmasına da dönüşmüş durumda.
Sosyal medyadan önce gizem, bir ünlünün en büyük sermayesiydi. Bugün ise "Ne kadar çok görünmek, o kadar büyük sermaye"ye dönüşmüş durumda. Sosyal medya paylaşımları, hayranlara idollerinin hayatına 'Ortak olma' illüzyonunu sunuyor. Bu durum, sadık bir kitle oluşturmak için paha biçilemez bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Öyle ki bir oyuncunun takipçi sayısının, bir yapımda rol alıp- almaması konusunda karar mekanizmasına dönüştüğü günlerdeyiz. Bazı yapımcılar, yapımın tanıtım gücünü artırmak için dijital etkileşimi yüksek isimlere yöneliyor. Ayrıca marka iş birlikleri ve sponsorlu içerikler sayesinde ünlüler, ana mesleklerinin dışında devasa bir gelir kapısını da sonuna kadar araladı.
SOSYAL MEDYANIN YIPRATICI KARANLIK YÜZÜ
Elbette madalyonun bir de öteki yüzü bulunuyor. Veya kozmik bir ifadeyle; "Ne kadar madde varsa o kadar da karanlık madde vardır."
Sosyal medyanın bir hayli yıpratıcı olan karanlık yüzü, ünlülerin üzerine devasa bir psikolojik yük bindiriyor.
CİDDİ TAHRİBATA NEDEN OLUYOR
Her an, her yerde kaydedilme ve onların sosyal medyada paylaşılması adına yaşanan korku, ünlülerin özel hayatının gizliliğini tamamen ortadan kaldırdı. Anonim hesapların yaptığı acımasız eleştiriler, ünlülerin psikolojisi üzerinde ciddi tahribata neden oluyor. Özellikle geçmişte yapılan tek bir hatanın ya da yanlış anlaşılan bir cümlenin, ünlü kişinin tüm kariyerini saniyeler içinde bitirmesine neden olabiliyor.
ŞÖHRETİN DOĞASINI DEĞİŞTİRDİ
Sosyal medya, şöhretin doğasını değiştirdi. Ünlü kişler için başarı, artık sadece sahnede ne yaptığıyla değil, dijital dünyadaki varlığını ne kadar 'İnsani' ve 'Stratejik' yönettiğiyle ölçülüyor.
Sosyal medya platformları, artık sadece birer iletişim aracı değil; milyarlarca insanın dâhil olduğu devasa bir yaşam tarzı vitrini. Bu vitrinin en ön sırasında ise ünlüler yer alıyor. Ünlülerin sosyal medyada paylaşımlarının hayatlarının özenle seçilmiş ve filtrelenmiş parçaları olduğunun farkına varamayanlar özellikle genç nesiller üzerinde derin bir başkalarının hayatına özenme ve kendi gerçeğinden memnuniyetsizlik duyma etkisini beraberinde getiriyor.
İKİ YAŞAM ARASINA MAHKUM EDİYOR
Kusursuz vücutlar, lüks tatiller ve bitmek bilmeyen kutlamaların yer aldığı paylaşımlar, takipçilerde; "Benim hayatım neden böyle değil?" sorusunu tetikliyor. Bu durum, kişilerin kendi sıradan ama gerçek mutluluklarını küçümsemesine, bu da hayatı kaçırma korkusunu oluşturuyor. Bu korkuyla oluşan özentilik, kişiyi bütçe imkânlarını zorlayarak, sadece başkalarına göstermek için olan bir yaşam tarzına itiyor. Bütçe imkânlarının sınırlı olması nedeniyle elde edilen geçici tatmin, yerini kısa sürede telafisi mümkün olmayan duygusal açlığa, iki yaşam arasında kalmaya mahkum ediyor.
TEK TARAFLI BİR İLİŞKİ
Zira; başkalarının hayatına aşırı derecede özenmek, kişinin kendi potansiyelini ve özgünlüğünü keşfetmesini engellerken sosyal medya aracılığıyla kurulan bu tek taraflı ilişki, kişinin kendi gerçekliğiyle bağını koparabiliyor.
Ünlülerin hayatlarına duyulan ilgi doğal bir merak unsuru olsa da, bu merakın bir yetersizlik hissine dönüşmemesi için dijital okuryazarlık hayati önem taşıyor. Takip edilen kişilerin sadece en iyi anlarını paylaştığını bilmek, hayranlarını bu yanılsamadan koruyacak en güçlü kalkan niteliğine sahip. Kişilerin kendi hayatlarının yönetmeni olmak yerine başkasının hayatının seyircisi olması, modern çağın en büyük tuzağı. Unutulmaması gerelen konu; gerçek hayatın, kişinin kendisine ait olan o anlarda saklı olduğu.
Peki ünlüler, özel hayatlarıyla hayranlarına örnek olmak zorunda mı, böyle bir sorumlulukları var mı?
Bu kadim soru, kişiden kişiye değişen göreceli bir cevap içeriyor. Sosyal medyanın yarattığı mükemmellik illüzyonu ve hayranlar üzerindeki psikolojik baskı, aslında ünlülerin üzerinde de ters bir baskı oluşturuyor. Takipçilerle kurulan bağın parasosyal bir takıntıya dönüşmemesi için ünlülerin profesyonel bir mesafe koyması şart. Birkaç temel strateji, hem ünlü kişinin kendi ruh sağlığını hem de takipçileriyle olan ilişkilerini koruyabiliyor.
Şöyle;
• Her anı paylaşmak yerine, sadece belirli sınırların içindeki anları paylaşmak, hem ünlünün kendi mahremiyetini koruyor hem de takipçisinin kendisi hakkında her şeye hakkı olduğu algısını kırıyor.
• Yapıcı eleştiriyle siber zorbalık arasındaki çizgiyi net çekmek, gerekirse profesyonel destek alarak dijital ortamı temiz tutmak hem kendisi hem de takipçilerinin psikolojik güvenliği için bir hayli önem arz ediyor.
• Takipçilerine; "Benim gibi olun" mesajı vermek yerine; "Kendiniz olun" mesajını verebildikleri ölçüde, sosyal medyanın yarattığı yıkıcı özentilik hali, yerini sağlıklı bir hayranlık ilişkisine bırakıyor.
Psikologlar, sosyal medyanın ünlüler üzerinde beğeni bağımlılığı yarattığına dikkat çekiyor.
Uzmanlar, ünlülerin genel kitleden ziyade daha kapalı ve kontrollü alanlara yönelmesini bir savunma mekanizması olarak görüyor.
Kanımca günümüzde ünlüler için en büyük başarı kriteri, ulaşılmaz birer heykel olmak değil, ilham veren ve erişilebilir birer rehber olmalıdır.
