Düzenlendiği ilk yıl, birkaç arkadaşımla Taksim Meydanı'nda yürürken, Uluslararası Fetih Kupası'nın tanıtımı için kurulan çadırın önündeki heykeller gözümüze çarptı. Daha yakından görmek için yaklaştığımızda, oradaki birkaç kişinin kendi arasında şöyle söylendiğini işittik; "Ne bu şimdi? Ülkeyi Orta Asya bozkırlarına çevirmeye mi çalışıyorlar? Ülkede okçulukla kim ilgileniyor ki?"
Uluslararası Fetih Kupası'nın tanıtımının köklere duyulan saygı ve geçmişin izleriyle gerçekleştirilmesinden neden rahatsız olunduğuna doğal olarak hiçbir anlam verememiştim. "Ülkede okçulukla kim ilgileniyor?" sorusunun cevabı ise ilerleyen yıllarda ardı ardına gelen dünya ve olimpiyat şampiyonluklarıyla en güzel şekilde verilecekti.
O heykelleri seyrederken zihnimde birden çocukluk yıllarım canlanmıştı. Mahalledeki arkadaşlarla dut ağacının dallarından yay ve ok yapar, yayın kirişini ise don lastiğinden bağlardık. Sonra da hedefi tutturma ve oku en uzağa fırlatma yarışları düzenlerdik. Bizim neslin en heyecan verici oyunlarından biri buydu.
O anlarda içimden şunu geçirmiştim; "Eğer o günlerde imkânlar olsaydı, bir Mete Gazoz yıllar öncesinden de çıkabilirdi. Adı Mete olmazdı da; Mehmet, Bora, Sabahattin, Sırrı, Erkan ya da Abdullah olurdu."
Temsili fotoğrafNe yazık ki bizim çocukluğumuzda bazı spor ve hobilerle ilgilenmek mümkün değildi. Okçuluk gibi tenis de o sporlardan biriydi. Örneğin Mersin'de topu topu tek bir tenis kortu vardı. Malzemelerin pahalı olması ve kulüp üyeliğinin yüksek ücreti nedeniyle, o korttan faydalanmak çoğunluk için hayalin de ötesindeydi. Ailesinin bütçesi elverişli olmayan çocuklar, tenis kortunu sadece tel örgülerin ardından görmekle yetinirdi.
Temsili fotoğrafŞayet o günlerde imkânlar olsaydı bir Zeynep Sönmez o yıllarda da filizlenebilirdi. Adı Zeynep olmazdı da; Meltem, Nalan, Suna, Leyla ya da Özlem olurdu.
Grand Slam turnuvalarında korta çıkan Zeynep Sönmez, an itibarıyla dünya sıralamasında 59'uncu sırada yer alıyor.Taksim Meydanı'ndaki okçuluk heykellerinin önünde tüm bunları düşünürken, "Ülkeyi Orta Asya bozkırlarına mı çevirmeye çalışıyorlar?" diye şikâyet edenlerin temel sorununun ne olduğunu anlamak hiç de zor olmamıştı; vizyonsuzluk...
Oysa doğru vizyonu anlamak çok kolaydı; "O köklerden beslenip geleceğin şampiyonlarını yetiştirebilmek."
O vizyonla 29 Mayıs 2013'te kurulan Okçuluk Vakfı, bizim neslin ulaşamadığı o imkânları bugünün nesline sunmasıyla büyük bir önem taşıyor.
Okçular Vakfı'nın onlarca ülkeden yüzlerce sporcunun katılımıyla Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 14 yıldır düzenlediği Uluslararası Fetih Kupası, geleceğin dünya ve olimpiyat şampiyonlarının yetişmesinde başrolü oynadı. Görülen o ki o rolü büyük bir hevesle oynamaya devam ediyor / edecek.
Okmeydanı Okçular Vakfı Tesisleri'nde sıralama atışları gerçekleştirildi. Müsabakaya milli sporcu Mete Gazoz da katıldı."BİZİM İÇİN SADECE BİR HOBİ DEĞİL BİR MEDENİYET MİRASI"
Dünyanın en büyük sivil okçuluk organizasyonu olan Uluslararası Fetih Kupası'nın ruhunu anlayabilmek için organizasyonun yapıldığı mekâna bakmak gerekir. Okmeydanı, Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'un fethinden hemen sonra bizzat okçular için vakfettiği tarihi bir sit alanı. Osmanlı döneminde askeri talimlerin yapıldığı, menzil rekorlarının kırıldığı ve dünyanın ilk spor kulüplerinden biri sayılan Okçular Tekkesi, bugün Uluslararası Fetih Kupası ile yeniden görkemli günlerine döndü. Bu organizasyon, dünyaya şu mesajı veriyor; "Okçuluk, bizim için sadece bir hobi değil, bir medeniyet mirasıdır."
HEM GELENEKSEL HEM DE MODERN
Uluslararası Fetih Kupası'nı dünyadaki diğer okçuluk turnuvalarından ayıran en belirgin özellik, Menzil (Mesafe) ve Puta (Hedef) okçuluğu gibi geleneksel kategorilerle olimpik ve makaralı yay gibi modern kategorileri aynı çatı altında birleştirmesi.
Geleneksel kategoride; sporcular, kendi ülkelerinin tarihi kıyafetleriyle yarışıyor. Türk okçuları; kepade (talim yayı), zihgir (başparmak yüzüğü) ve organik malzemelerden üretilen yaylarıyla boy gösterirken; dünyanın dört bir yanından gelen yabancı okçular da kendi kültürel miraslarını sergiliyor. Modern kategoride ise dünyanın en iyi olimpik okçuları, en üst düzey teknolojiyle üretilen yaylarıyla organizasyonda yer alıyor.
SPOR TURİZMİNİN MARKASI OLDU
Asya'dan; Avrupa'ya, Amerika kıtasından Afrika'ya kadar yüzlerce sporcuyu İstanbul'da bir araya getirerek kültürel bir etkileşim alanı oluşturan Uluslararası Fetih Kupası, Türkiye'nin kültürel diplomaside ve spor turizminde elindeki en güçlü markalardan biri haline geldi.
İlham verdiği genç kuşağa köklerini hatırlatan Uluslararası Fetih Kupası, onlara disiplin, odaklanma ve sabır gibi okçuluk felsefesinin en temel ögelerini aşılıyor.
Okçuluğun Faydaları... Omuz, sırt ve kol kaslarını güçlendirerek omurga sağlığını (postür) destekler, göz-el koordinasyonunu geliştirerek odaklanma becerilerini artırır. Zihinsel olarak stresi azaltır, sabır ve özgüven kazandırır.
