Türkiye İş Bankası ile TÜDAV'ın "Denizler Bizim, Gelecek Bizim" yaklaşımıyla yürüttüğü projeler kapsamında MARU araştırma gemisinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, deniz ekosistemlerinin korunmasının artık yalnızca çevre politikalarının değil, ekonomik planlamanın da önemli başlıklarından biri haline geldiğini vurguladı.

REKLAM

Deniz çayırlarının karbon depolama kapasitesi, oksijen üretimi ve biyolojik çeşitliliğe sağladığı katkıyla "mavi ekonomi" açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirten Öztürk, bu alanların gelecekte yatırım ve finans dünyasında da değer göreceğini ifade etti.

"Yerel yönetimlerin denizlerin korunması konusunda çok daha fazla çalışması ve daha fazla fon alması gerekiyor. Bu sadece Avrupa Birliği hibeleriyle yürütülebilecek bir süreç değil. Büyük finansman modellerine ihtiyaç var." diyen Öztürk, uluslararası alanda giderek yaygınlaşan "Blue Bond" (Mavi Tahvil) uygulamalarının Türkiye için de önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.

DENİZLERİN "TOMOGRAFİSİ" ÇEKİLİYOR

Öztürk, TÜDAV'ın 2026 ilkbaharında gerçekleştirdiği bilim seferi kapsamında Marmara, Ege ve Akdeniz'de 100'ün üzerinde noktada deniz ekosistemini incelediklerini belirterek, çalışmayı "denizlerin tomografisini çekiyoruz" sözleriyle tanımladı.

15 bilim insanının görev aldığı araştırmalarda deniz suyu sıcaklığı, tuzluluk, ışık geçirgenliği, mikroplastikler, deniz çayırları, mercanlar, deniz memelileri, kaplumbağalar ve denizanaları üzerine kapsamlı ölçümler yapıldı. Uzaktan kumandalı su altı araçlarıyla bin metre derinliğe kadar gözlem gerçekleştirildi.

.png
.png
REKLAM

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DENİZLERİN HARİTASINI DEĞİŞTİRİYOR

Türkiye denizlerinde iklim değişikliğinin etkilerini açık şekilde ortaya koyduğunu belirten Öztürk, Akdeniz'in giderek tropikalleştiğini, Karadeniz'in ise Akdenizleşme eğilimine girdiğini söyledi.

Araştırmalarda Marmara Denizi'nde yabancı tür sayısının 150'nin üzerine çıktığı, Türkiye sularındaki yabancı tür sayısının ise 546'ya ulaştığı aktarıldı. Bunların önemli bölümünü Kızıldeniz kökenli istilacı türler oluşturuyor. Aslan balığının dağılım alanının kuzeye doğru genişlediği, İzmir'in ardından Ayvalık kıyılarında da görüldüğü kaydedildi.

Öztürk, her yabancı türün istilacı olmadığını ancak istilacı türlerin balıkçılık ve deniz ekosistemi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek en etkili çözümün toplumsal farkındalık olduğunu ifade etti.

EGE DENİZİ'NDEKİ SERT MERCANLARDA BEYAZLAŞMA SÜRÜYOR

Toplantıda aktarılan "Denizlerin Ormanları: Mercanlar" projesi kapsamında Marmara Denizi ve Kuzey Ege'de endemik siyah mercan ile taş mercanların korunmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor.

REKLAM

Öztürk, "Koralejen topluluklarının korunması için tüm Akdeniz ülkeleri birlikte çalışmalı, ortak koruma eylemleri geliştirilmeli ve bilimsel araştırmalar artırılmalıdır." dedi.

Araştırmalarda Ege Denizi'ndeki sert mercanlarda beyazlaşmanın sürdüğü, bunun iklim değişikliğinin deniz ekosistemleri üzerindeki etkisini ortaya koyduğu belirtildi. Beyazlaşmanın haritalandırılmasıyla elde edilen bilimsel verilerin, Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'nde paylaşılması planlanıyor.

EN BÜYÜK TEHDİTLERDEN BİRİ ÇIPA ATMAK

Deniz çayırlarının karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden birinin teknelerin bilinçsiz şekilde çıpa atması olduğunu söyleyen Öztürk, çözüm olarak mapa ve şamandıra sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

"Denizlerimiz için son derece önemli olan deniz çayırlarının bulunduğu alanlara teknelerin demirlemesi bu habitatlara ciddi zarar veriyor. Şamandıralar hem bu alanların koruma altında olduğunu gösteriyor hem de deniz tabanındaki yaşamın tahrip edilmesini önlüyor." dedi.

REKLAM

Proje kapsamında Marmara Denizi'nde ilk kez yalnızca deniz çayırlarını korumaya yönelik araştırma şamandıraları yerleştirildi. Şamandıralara entegre edilen sensörlerle deniz suyu sıcaklığı, oksijen ve tuzluluk uzun dönemli olarak izleniyor.

ARTAN DENİZANASI POPÜLASYONLARI RİSK OLUŞTURUYOR

Bilim seferinde denizanası popülasyonları, deniz memelileri ve deniz kaplumbağaları da takip edildi. Öztürk, ani ve yeni gelen denizanası türlerinin hem balıkçılık faaliyetlerini olumsuz etkilediğini hem de insanlar açısından risk oluşturduğunu söyledi.

Akdeniz'e özgü ve nesli tehlike altında bulunan pina türünde hastalık kaynaklı ciddi kayıpların sürdüğü belirtilirken, Marmara Denizi'nde pina popülasyonunun olumlu olduğunu ifade etti.Aynı zamanda Marmara'da geçmiş yıllarda olduğu kadar müsilajın olmadığını söyleyen Öztürk, İstanbul Boğazı'nda yaşayan yunusların da kirlilik, gürültü ve yoğun deniz trafiğinden olumsuz etkilendiği ifade etti. TÜDAV'ın yaklaşık 30 yıldır Boğaz'da yürüttüğü gözlem çalışmaları kapsamında bugüne kadar 1.500'den fazla bilimsel deniz seferi gerçekleştirildi.

BİNLERCE ÖĞRENCİYE EĞİTİM VERİLDİ

Koruma çalışmalarının yalnızca bilimsel araştırmalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Öztürk, deniz çayırları ve mercanların korunmasına yönelik farkındalık çalışmaları kapsamında Marmara Adası, Avşa, Erdek ve Bandırma'da 30 okulda 4 binden fazla öğrenciye eğitim verildiğini belirtti.