4 yıl önce esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan 17 yaşındaki Zeynep Yıldırım’ın cinayete kurban gittiğinin ortaya çıkması, Türkiye gündeminin en sarsıcı olaylarından biri oldu.

Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu’nun özel haberine göre, İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekiplerinin film gibi çalışmasıyla çözülen olayda, Zeynep Yıldırım’ın Fethi Dağlı tarafından öldürülerek Esenyurt’taki evinin yakınına gömüldüğü ortaya çıktı.

REKLAM
17 yaşındaki Zeynep Yıldırım
17 yaşındaki Zeynep Yıldırım

Ancak Fethi Dağlı’nın geçmişi araştırıldıkça dosyadan başka cinayetler de çıktı. Dağlı’nın 2024 yılında 23 yaşındaki Erva Raziye Asar’ı da öldürdüğü, cesedini parçalara ayırarak bir inşaat çukuruna attığı belirlendi. Araştırma derinleştirildiğinde ise Fethi Dağlı’nın 2007 yılında Ahmet Karadağ adlı bir kişiyi öldürdüğü ve bu suçtan cezaevine girdiği ortaya çıktı.

23 yaşındaki Erva Raziye Asar
23 yaşındaki Erva Raziye Asar

POLİS GEÇMİŞİNİ MERCEK ALTINA ALDI

Üç cinayetle bağlantısı ortaya çıkan Fethi Dağlı’nın geçmişi, polis tarafından daha ayrıntılı şekilde mercek altına alındı. Dağlı’nın bilinmeyen başka cinayetlerinin veya bağlantılı olduğu kayıp dosyalarının bulunup bulunmadığı araştırılırken, yapılan incelemelerde dikkat çekici bir ayrıntı polisin karşısına çıktı. Bu ayrıntı, Türkiye’nin kriminal tarihine geçen bir başka seri katili işaret ediyordu: Zeki Dağlı.

Zeki Dağlı'nın 2007'de çekilen fotoğrafı
Zeki Dağlı'nın 2007'de çekilen fotoğrafı
REKLAM

SOYADLARI AYNI ÇIKTI

Polisin dikkatini çeken ilk ayrıntı, iki seri katilin soyadlarının aynı olmasıydı. Fethi Dağlı ile Zeki Dağlı’nın geçmiş bilgileri karşılaştırıldığında ise dikkat çekici başka bir benzerlik daha ortaya çıktı. İki ismin memleketlerinin de aynı olduğu belirlendi.

Fethi Dağlı
Fethi Dağlı

KÖYLERİ ARASINDA SADECE 36 KİLOMETRE VAR

Araştırma bununla da sınırlı kalmadı. İki Dağlı’nın nüfus ve geçmiş bilgileri üzerinde yapılan çalışmada, köylerinin de birbirine yakın olduğu görüldü. Fethi Dağlı ile Zeki Dağlı’nın köyleri arasında sadece 36 kilometre bulunduğu belirlendi.

REKLAM
Fethi Dağlı
Fethi Dağlı

AKRABALIK DERECESİ ARAŞTIRILIYOR

Aynı soyadı, aynı memleket ve birbirine yalnızca 36 kilometre uzaklıktaki iki köy... Bu dikkat çekici benzerliklerin ardından polis, Fethi Dağlı ile Zeki Dağlı arasında herhangi bir akrabalık bağı bulunup bulunmadığını araştırmaya başladı.

PEKİ ZEKİ DAĞLI KİMDİ?

Zeki Dağlı, Türkiye’nin kriminal tarihine geçen ve 5 kişiyi öldüren seri katillerden biri olarak biliniyor. Dağlı’nın adı, 2007 yılında İstanbul Esenler’de işlenen cinayetlerle gündeme geldi. İnşaatlarda boyacılık yapan Dağlı, arkadaşı Şükrü Seyhan’ı öldürdü. Ardından Seyhan’ın evine gidilerek eşi Bakiye Seyhan ile 18 yaşındaki kızı Meryem Seyhan da öldürüldü. Cinayetlerin ardından yakalanan Zeki Dağlı, yargılama sonucunda adam öldürme, cinsel saldırı ve diğer suçlardan toplam 166 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

REKLAM

İZMARİT 8 YIL SONRA KONUŞTU

Zeki Dağlı’nın yakalanmasının ardından polis, geçmişte başka cinayetlerinin olup olmadığını araştırmak için eski faili meçhul dosyaları yeniden incelemeye başladı. Bu çalışma sırasında, 1999 yılında İstanbul Esenler’de öldürüldükten sonra evi ateşe verilen Hayriye Kuruderviş cinayeti yeniden ele alındı. Olay yerinde bulunan ve Kuruderviş’in sigara kullanmadığının belirlenmesi üzerine 8 yıl boyunca saklanan bir sigara izmaritindeki tükürükten elde edilen DNA, Zeki Dağlı’nın DNA’sıyla eşleşti. Böylece 8 yıldır faili meçhul kalan Hayriye Kuruderviş cinayetinin de Zeki Dağlı tarafından işlendiği ortaya çıktı. Zeki Dağlı, ilk cinayetini 15 yaşındayken, 1981 yılında işleyerek cezaevine girmişti.

REKLAM

İKİ DOSYADAKİ DİKKAT ÇEKEN BENZERLİK

Aradan yıllar geçtikten sonra bu kez Zeki Dağlı’yı yakalayarak cezaevine koyan Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin karşısına aynı soyadını taşıyan Fethi Dağlı çıktı. İkisinin arasındaki benzerlikler dikkat çekti. 1981 yılında tecavüz ve bir cinayet davasından dolayı tutuklanan Zeki Dağlı, 1999 yılında tahliye oldu. Zeki Dağlı, tahliye olduktan kısa bir süre sonra cinayetlerini işlemeye başlamıştı. Fethi Dağlı da 2007 yılında Ahmet Karadağ’ı öldürdüğü gerekçesiyle cezaevine girmişti. Yıllar sonra, 2022 yılında şartlı tahliye edilen Dağlı da kısa bir süre sonra önce 17 yaşındaki Zeynep Yıldırım’ı, ardından 23 yaşındaki Erva Raziye Asar’ı öldürdü.

REKLAM

Zeki Dağlı dosyasında olduğu gibi Fethi Dağlı dosyasında da şüphelinin yakalanmasının ardından polis geçmişe döndü. Eski dosyalar yeniden açıldı, bağlantılar incelendi ve bilinmeyen başka olayların bulunup bulunmadığı araştırılmaya başlandı.

BİRİNİ İZMARİT, DİĞERİNİ KAYIP DOSYASI ELE VERDİ

İki seri katil dosyasındaki bir başka dikkat çekici nokta ise geçmişte gizli kalan cinayetlerin yıllar sonra yapılan polis çalışmalarıyla ortaya çıkarılması oldu. Zeki Dağlı’nın geçmişindeki faili meçhul cinayetin kapısını, olay yerinde bulunan ve yıllarca saklanan bir sigara izmariti açtı. Fethi Dağlı’nın geçmişindeki Zeynep Yıldırım cinayetinin kapısını ise 4 yıldır kapanmayan bir kayıp dosyası açtı. İki ayrı dönem, iki ayrı seri cinayet soruşturması ve aynı soyadı... Polis şimdi bu kez cinayetlerin ötesindeki bağlantının peşinde.

REKLAM

İKİ SERİ KATİL AKRABA MI?

Fethi Dağlı’nın geçmişine yönelik soruşturma devam ederken, Zeki Dağlı ile arasındaki olası aile bağı da araştırılıyor.

AĞABEYİ DE GÖZALTINDA

Kayıp Şahıslar Büro Amirliği’nde titiz çalışma sürdürülüyor. Yapılan çalışmalarda, cezaevinden alınarak gözaltına alınan Fethi Dağlı’nın Zeynep cinayetiyle ilgili ağabeyini suçladığı öğrenildi. Düzenlenen operasyonlarda Dağlı ile ağabeyinin de aralarında bulunduğu 6 kişinin sorgusu devam ediyor.

Seri katil! Fethi Dağlı’nın üçüncü cinayeti de ortaya çıktı
Seri katil! Fethi Dağlı’nın üçüncü cinayeti de ortaya çıktı Haberi Görüntüle

ACILI BABA KONUŞTU

DHA'da yer alan habere göre de İstanbul’da 2022 yılında tedavi amaçlı getirildiği hastaneden kendi isteğiyle ayrıldıktan sonra kaybolan Zeynep Yıldırım’ın (17) öldürüldüğü ortaya çıktı. Baba Sebahattin Yıldırım Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği’ne gelerek ifade verdi. İfade sonrası açıklama yapan Sebahattin Yıldırım "Kızım yurtta kalıyordu. İzne geldi. Elinde bir dolama çıktı. Hastaneye gidip geldi. Sonra 'Baba, Taksim’e gideceğim, saç peruğu alacağım' dedi. Bir gidiş o gidiş. Ondan sonra kızdan hiçbir haber alamadım. Şu durumda raporları çıkana kadar bekleyeceğiz ve ondan sonra bakalım, eğer cenaze bizimse biz evladımızı alacağız" dedi.

Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, yaklaşık 4 yıldır kayıp olan Yıldırım’ın bulunması için çalışma başlattı. Bu kapsamda Yıldırım’ın telefon kayıtlarını inceleyen ekipler, genç kızın son olarak F.D. isimli kişiyle görüştüğünü ve telefonundan alınan son sinyalin Esenyurt’ta F.D.’nin evinden geldiğini belirledi. Elde edilen bilgiler doğrultusunda ekipler, Zeynep Yıldırım’ın 4 Ekim 2022 ile 10 Ekim 2022 tarihleri arasında öldürüldüğünü değerlendirdi.

6 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI

Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, yürüttükleri çalışma sonucunda olayla bağlantılı 6 şüpheliyi belirledi. Şüphelilerin yakalanması için 1 Eylül 2026’da İstanbul ve Sinop’ta tespit edilen 5 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 6 şüpheli gözaltına alındı.

CESEDİ ESENYURT'TA BULUNDU

Şüphelilerin Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği’ndeki işlemleri sürerken, polis ekiplerinin Zeynep Yıldırım’ın cesedinin bulunması için çalışma başlattı. Şüpheli İfadesinin ardından yapılan keşif ile Zeynep Yıldırım'ın cesedi bulundu.

BABA KONUŞTU

Baba Sebahattin Yıldırım Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği’ne gelerek ifade verdi. İfadesinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sebahattin Yıldırım “ Kızım hastanede yatmıyordu. Kızım yurtta kalıyordu. Yurttan izne geldi. Geldikten sonra elinde bir dolama çıktı bunun. Ben annesinden 12 sene oldu ayrıldım ama aramızda değişik bir problem yok. Annesiyle görüşüyoruz. Yani çocuklar ona gidiyor, bana geliyor. Hiçbir sıkıntı yok aramızda. İşte yurttan sonra kız hastaneye gitti. Sonra geldi, 'Baba, Taksim’e gideceğim, saç peruğu alacağım' dedi. Bunu her zaman söyledim. Bir gidiş o gidiş. Ondan sonra kızdan hiçbir haber alamadım” dedi.

“O YAPAN KİŞİLERE ADALET GEREKLİ CEZAYI VERECEK”

Yıldırım kızının kaybolmasının ardından hasta olduğunu belirterek "2 Ekim 2022’de İlk Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçemi verdim. Kızım kayıptır dedim. Ve o zamandan beri gitmediğim yer kalmadı. Onun kaybedilişinden dolayı nefes darlığım ve panik atağım başladı. Yollarda zor yürüyorum. Ben şunu söylüyorum. Herkesin çoluk çocuğu var. Allah kimseye böyle imtihanla denemesin. Yüce Rabbim inşallah…Naaşını bekliyoruz ama kızımızın şu durumda raporları çıkana kadar bekleyeceğiz ve ondan sonra bakalım, eğer cenaze bizimse biz evladımızı alacağız. Ama şunu da söylüyorum. Hukuk bunu yapanlara gerekli cezalarını verecek ve bu işin de takipçisi olacağım” diye konuştu.

KIZIM HASTANEDE TEDAVİ GÖRÜYORDU; SONRA KAYBOLDU

Sebahattin Yıldırım "Kızım çalışmıyordu. Ev kızıydı. Sağlıklı bir kızdı. Yani ağzına vursan ekmeği alacağım bir kızdı. Annesiyle de iyiydi. Hiçbir sıkıntı yok. Ne annesi ne kardeşleriyle, hiç kimseyle bir sıkıntısı yoktu. Ama işte bu Taksim olayı, gidip gelmesi, gidip gelmesi, arkadaş ortamı… Hayır, bizimle yaşamak istemesinin sebebi yok. Ben onu yurda, yabancı madde denilen bir ilaç için yatırdım. Tedavi görsün diye. Ondan sonra kız kayboldu. Tedavi görüyoruz, üç, dört, beş ay kaldı. Kaldıktan sonra kız ondan sonra kayboldu. Kaybettikten sonra evladımdan hiçbir haber alamadım. Yani Kayseri’ye gittim, Adana’ya gittim. Her yere gittim. Yok. 153 tane telefon ediliyor. İşte 'Şurada gördüm, burada gördüm'. 'E, şununla beraberdi, bununla beraber.' Hepsi binlerce yalan söyleyen, binlerce insan aradı. Ya şöyle söyleyeyim, adam bizimle maytap geçmek için Taksim’de gördüm diyor, 'Bana ne kadar vereceksin?' diyor ya. Bu kadar gaddar, bu kadar şerefsizlik olur mu? Bu masum 17 yaşında kaybettim. Daha gençliğine doymadı. Hayatımızı söndüren bu namussuz, şerefsizlerin en büyük cezayı almasını istiyorum adaletin önünde. Bu işin takipçisi de olacağım. Sonuna kadar mücadele edeceğim. O garip kızımın, güzel kızımın hakkını yerde bırakmayacağım. Ben adaletten şunu istiyorum. Onların en büyük cezalara çarptırılmasını istiyorum. Ve kızımın en azından bir mezarı olduğunu artık biliyorum” şeklinde konuştu.

Sebahattin Yıldırım "Çocuklarıma bir tokat dahi atmış değilim. Bu zamana kadar onunla bir sıkıntı yaşamadık. Ne annesi yaşadı, ne ben yaşadım. Ama işte derler ya, ortam gruplarında arkadaş, değişik değişik arkadaşlar tanırsan her şey değişir. Bu da böyle oldu” dedi.

POLİSE TEŞEKKÜR ETTİ

Baba Yıldırım “Öncelikle ben şunu söylemek istiyorum. Burada kızım, evladım, dört buçuk senedir aradım, sordum. Bulamadım. O kadar yere gittim, mücadele ettim, bulamadım. Şu anda Emniyet Teşkilatı’yla hep beraber buradayım. Ve Emniyet Teşkilatı’nın Kayıp Şubedeki başkomiserimiz, memur arkadaşlarımız, onların hepsine buradan canı gönülden teşekkür ediyorum. Ve kızımın naaşını buldular. Ama şu anda kızım Adli Tıp’ta ve sonuçlarını bekliyorum. O yüzden emniyet teşkilatına tekrar teşekkür ediyorum. Çalışmalarına devam ediyorlar. Hepsinden Allah binlerce razı olsun. Allah çoluk çocuğuna onların vücut sağlığı versin” diye konuştu.