AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu, 12. Yargı Paketi'nin Meclis'e sunulduğunu açıkladı.

MECLİS'E SUNULDU

30 maddeden oluşan 12. Yargı Paketi Meclis Genel Kurulu'na sunuldu.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu paketin içeriği hakkında açıklama yaptı.

DHA'daki habere göre; AK Parti Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, kamuoyunda 12'nci Yargı Paketi olarak da bilinen 'Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni TBMM Başkanlığı'na sunduktan sonra açıklama yaptı. Akbaşoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 4'üncü Yargı Reformu Strateji Belgesi ile 'Türkiye Yüzyılı, Adaletin Yüzyılı' hedefimizi tüm dünyaya ilan etmiştik. O gün ortaya koyduğumuz hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi vizyonunu bugün AK Parti grubu olarak bu somut adımla daha da ileriye taşıyacağız.

AK Parti grubu olarak titizlikle yürüttüğümüz ve her bir maddesini yargı, akademi ve vatandaşlarımızdan gelen taleplerle olgunlaştırdığımız ve milletvekili arkadaşlarımızın samimiyetle çalışarak ortaya koyduğu bu kanun teklifi; yargılamaların makul sürede tamamlanmasını, adaletin hızlanmasını, yargıya olan güveni artırmayı hedefliyor" dedi.

İCRA TAKİBİ DÜZENLEMESİ

Yargının verimli, hızlı ve etkin bir şekilde çalışması için düzenleme yaptıklarını belirten Akbaşoğlu, "Duruşma sürelerinin 3 ay sınırlandırılması, tek hakimle idari yargıda kararların daha geniş bir spektrum içerisinde ele alınarak yargının hızlandırılması, e-duruşma imkanıyla SEGBİS sistemi üzerinden avukatların ön incelemelerde ses ve görüntü nakliyle duruşmalara katılabilmesi gibi hususlar teklifimizde yer alıyor.

Kanun teklifimizle getirdiğimiz en önemli yeniliklerden bir tanesi ise kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve icra dairelerinin gereksiz yere meşgul edilmesinin önlenmesidir. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemeleri ve İlk derece mahkemelerince idare aleyhine hükmedilen para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi yapılması dönemini sona erdiriyoruz.

Vatandaşımızın alacağına zahmetsiz ulaşması amacıyla icra takibi başlatılmadan önce idareye yazılı başvuruda bulunulması ve hesap numarasının bildirilmesini zorunlu hale getiriyoruz. Böylece devletimizin üzerindeki gereksiz mali külfetler ortadan kaldırılıyor, vatandaşımızın alacağını çok daha hızlı tahsil edebilme imkanını getiriyoruz. Elbette idareye tanınan bir aylık süre içerisinde ödeme yapılmadığı takdirde cebri icra yoluna gidilebilmesi söz konusu olmaya devam edecek" dedi.

MİRAS DAVALARINDA DÜZENLEME

Akbaşoğlu, ortaklığın giderilmesi ve mirasçılar arası öncelikli satış başlığı altında önemli düzenlemeler yaptıklarını söyleyerek, "Yine mülkiyet hakkını ve ailevi bağları korumak adına ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davalarında yaşanan suiistimalleri ortadan kaldırıyoruz. Miras yoluyla intikal eden taşınmazların satışında, birinci açık artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapılmasını hüküm altına alıyoruz.

Böylece aile yadigarı malların, malın bedelinin yüzde yüzü üzerinden öncelikle mirasçılar arasında kalmasına imkan sağlıyoruz. Noterlik evrak ve defterlerinin asıllarının mahkeme veya başsavcılıklarca istenmesi halinde noterlerin aslına uygun örneğini yerinde saklayarak ilgili merciye aslını göndermesi, onaylı örnek istendiğinde ise evrakı elektronik ortamda tarayarak ve güvenli elektronik imzayla saniyeler içerisinde ulaştırması imkanını getiriyoruz.

Bu işlemlerden de hiçbir vergi, harç, değerli kağıt ücreti alınmayarak tarafları mali yükten kurtarıyor, yargı işlemlerini hızlandırıyoruz" diye konuştu.

"GEREKÇE HATASINDAN KARAR KALDIRILMAYACAK"

Akbaşoğlu, aynı zamanda idari yargıda yargılamaların gecikmemesi ve mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi için önemli bir adım attıklarını vurgulayarak, "İdare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenebilecek davaların kapsamını genişletiyoruz. 2026 yılı için konusu 486 bin lirayı geçmeyen iptal ve tam yargı davaları ile öğrenciler ve kamu görevlilerine ilişkin belirli uyuşmazlıklar artık tek hakim tarafından süratle karara bağlanacaktır.

Bir başka düzenlememiz; hak arama hürriyetini tahkim etmek adına idari yargıda önemli bir adım atıyoruz. İdari yargıda dosyaların usul-i nedenlerle mahkemeler arasında gidip-gelerek davaların uzaması sorununu çözmek adına yeni bir düzenleme getiriyoruz.

Bölge idare mahkemelerine; ilk derece mahkemelerinin kararlarının sonucu hukuka uygunsa sadece gerekçe hatasından dolayı kararı kaldırmak yerine gerekçeyi düzelterek uyuşmazlığı hızla bitirme imkanını tanıyoruz. Ayrıca bölge idare mahkemelerinin ilk kez esastan verdiği kararlara karşı da Danıştay'da temyiz yolunu açık ve yeniden düzenleyerek vatandaşların hak arama güvencesini korumaya devam ediyoruz" dedi.

ADLİ TIP KURUMU DÜZENLEMESİ

Akbaşoğlu, Adli Tıp Kurumu'na ilişkin düzenleme ile kurumun bilimsel ve idari kapasitesini belirlilik ilkesi ışığında güçlendirdiklerini kaydederek, "İhtisas Kurulu Başkan ve üyeliklerine atanmak için tıp veya diş hekimliğinde uzmanlık ya da alanında doktora derecesi şartını kanunla açıklığa kavuşturuyoruz ve bu görevler için grup başkanlıkları, ihtisas dairesi başkanlıkları için görev sürelerinin 4 yılla sınırlandırıldığı hüküm altına alınıyor.

Ayrıca hakim ve savcıların hukuk bilgisi ile neticelendirebileceği davaları bilirkişiye gönderme işlemini sona erdiriyoruz. Vesayet altındaki kısıtlı vatandaşların taşınır ya da taşınmaz satışı rekabet ortamında gerçekleşebilmesi için UYAP Entegre Elektronik Satış Portalı üzerinden yapılabilecek" dedi.

'YARGITAY'IN BOZMA YETKİSİNİ DÜZENLİYORUZ'

Akbaşoğlu, "Bir başka maddeyle; Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) iptal kararı doğrultusunda yaptığımız değişiklikle istinaf mahkemelerince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında bir hüküm kurulması halinde, bu kararın parasal sınırın üzerinde olması kaydıyla temyiz yolunu açık hale getiriyoruz.

Böylelikle vatandaşlarımızın üst mahkemece ilk kez tesis edilen hükmün denetlenmesini talep etme hakkını güvence altına alıyor, yargısal denetim mekanizmasını çok daha hakkaniyetli ve öngörülebilir bir seviyeye taşıyoruz. Ayrıca yargılama süreçlerinin gereğinden fazla uzamasını engellemek ve usul ekonomisini en üst düzeyde gözetmek amacıyla Yargıtay'ın bozma yetkisini düzenliyoruz.

Nedir? Artık ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlar sadece görevsiz ya da yetkisiz olduğu gerekçesiyle Yargıtay'ın bozma kararı veremeyeceğini hüküm altına alıyoruz. İstinaf aşamasında zaten titizlikle denetlenen bu usul-i hususların temyiz aşamasında davanın esasına girilmesini gecikmesinin ve dosyaların mahkemeler arasında gidip gelerek sürüncemede kalmasının önüne geçiyoruz" dedi.

"BELİRSİZ ALACAK DAVASINI YÜRÜRLÜKTEN KALDIRIYORUZ"

Akbaşoğlu, teklif ile uygulamada büyük tartışmalara neden olan belirsiz alacak davasını yürürlükten kaldıracaklarını söyleyerek, "Bunun yerine kısmi dava açan vatandaşlarımıza ıslah hakkını kullanmaksızın ve iddianın genişletme yasağına tabii olmaksızın tahkikatın sonuna kadar alacağın kalan kısmını talep etme hakkı getiriyoruz. Zaman aşımının artırılan bu kısım yönünden de davanın açıldığı ilk günden itibaren kesilmiş sayılacağını takdire sunuyoruz" diye konuştu.

DAVALARDA YENİ DÜZENLEME

Akbaşoğlu, idari yargıda dosyaların usul nedenlerle mahkemeler arasında gidip gelerek davaların uzaması sorunu çözecek yeni düzenlemeler getirileceğini dile getirdi.

İlk derece mahkemelerinin verdiği kararlarda sadece görevsiz ve yetkisiz olunduğu gerekçesiyle Yargıtay'ın bozma kararı veremeyeceğinin hüküm altına alınacağını, belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılacağını belirten Akbaşoğlu, "Duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak 3 aydan fazla olamayacağını yeni bir düzenleme olarak getiriyoruz. Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmalara katılımın kapsamını genişletiyor, ön inceleme duruşmalarının da ses ve görüntü nakli yoluyla icra edilmesini teklif ediyoruz." ifadelerini kullandı.

12. YARGI PAKETİNİN İÇERİĞİNDE NELER VAR?

MADDE 1: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na eklenen 34/a maddesiyle, adli yargı mercilerince idare aleyhine hükmedilen bir miktar para alacağı, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin ilamlar için doğrudan icra takibi başlatılması usulü değiştirilmektedir. Yeni düzenleme uyarınca, alacaklı veya vekili tarafından icra takibine geçilmeden önce idareye yazılı başvuruda bulunulması ve ödeme için banka hesap numarası bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir. İdareye tanınan bir aylık yasal ödeme süresi içinde ilamda belirtilen tüm alacak kalemlerinin faiz ve fer'ileriyle birlikte ödenmemesi halinde cebri icra yoluna başvurulabilecektir.

REKLAM

MADDE 2: 2004 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinde yapılan değişiklikle, miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesi (izale-i şuyu) ihalelerinde yaşanan suistimallerin önlenmesi ve mirasçıların mülkiyet haklarının korunması amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, tüm maliklerin mirasçı olduğu taşınmaz satışlarında birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında ve bir defaya mahsus olmak üzere uygulanacaktır. Bu özel artırmada teklif verme bedeli malın muhammen kıymetinin yüzde yüzü ve satış masrafları üzerinden başlayacak; mirasçılar arasında alıcı çıkmaması halinde ikinci artırma genel hükümlere tabi olarak herkese açık icra edilecektir.

MADDE 3: 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55 inci maddesinde yapılan değişiklikle, noterlik evrak ve defterlerinin gizliliği korunarak adli mercilerin ve soruşturmaya yetkili resmi dairelerin doğrudan belge talep etme ve inceleme süreçleri kolaylaştırılmaktadır. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından noterlik evrakının aslının istenmesi halinde noter, belgenin onaylı bir örneğini yerinde saklayarak aslını talep eden mercie gönderecektir. Evrakın onaylı örneğinin istendiği durumlarda ise noter evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile imzalayarak ilgili mercie elektronik ortamda iletecektir; teknolojik imkânsızlık halinde fiziki aslına uygun onaylı örnek gönderilecektir.

MADDE 4: 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun geçici 27 nci maddesinde yapılan düzenlemeyle, Danıştayın daire sayısının on yediden, on daireye indirilmesine yönelik daha önce öngörülen on yıllık yasal süre, Danıştayın mevcut iş yükü dikkate alınarak dört yıl daha uzatılmakta ve azami süre on dört yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca daire sayısının dört yıl daha azalmayacak olması sebebiyle, üye sayısının kademeli olarak düşürülmesine yönelik her boşalan kadro için seçim yapılmaması uygulamasından da 23/7/2030 tarihine kadar vazgeçilmektedir. Böylece meslek mensubu kadro sayısında azalma yaşanmaması ve boşalan her üye kadrosu için aynı sayıda seçim yapılması sağlanarak yüksek mahkemenin verimliliği korunmaktadır.

REKLAM

MADDE 5: 2576 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, idare mahkemelerinde heyet yerine tek hâkim tarafından çözümlenecek dava türlerinin kapsamı genişletilmektedir. Uygulamada içtihadın yerleştiği ve niteliği itibarıyla heyetçe tartışılması zaruri görülmeyen uyuşmazlıklar bu kapsama alınmıştır. Buna göre; konusu 2026 yılı için 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davalarının yanı sıra; öğrencilerin ilişik kesme/uzaklaştırma hariç disiplin, sınıf geçme, not tespiti, yurt, burs işlemleri; kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin ve uyarma cezası işlemleri; mesleki faaliyeti engellemeyen meslek kuruluşu disiplin cezaları ile 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan muhtaçlık aylıklarına ilişkin davalar tek hâkim tarafından karara bağlanacaktır.

MADDE 6: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinde yapılan değişiklikle, ilk derece mahkemesi kararının sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçesinin eksik veya hatalı bulunması hâlinde, bölge idare mahkemesine kararın gerekçesini değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilme imkânı tanınmaktadır. Ayrıca, bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderebileceği hâllerin sayısı artırılmakta; bu hâller dışında dosyanın geri gönderilemeyeceği açıkça hükme bağlanmaktadır. Bununla birlikte; keşif, bilirkişi incelemesi veya duruşma yapılmamasından kaynaklanan usul eksikliklerinin uygun görülmesi hâlinde bölge idare mahkemesince giderilebilmesine imkân tanınarak, uyuşmazlığın mümkün olduğunca istinaf aşamasında sonuçlandırılması amaçlanmaktadır.

REKLAM

MADDE 7: 2577 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda Bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden verdiği kararlara karşı, kural olarak tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay’da temyiz yolu açılmaktadır. Böylece hükmün yüksek mahkemece denetlenmesini talep etme hakkı güvenceye kavuşturulmaktadır. Ancak makul sürede yargılanma ve Danıştay’'ın iş yükünün dengelenmesi ilkeleri gözetilerek bir istisna getirilmekte; idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar ile Çiftçi Mallarının Korunması Kanunu, Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uygulamasından doğan davalar ve sadece vekalet ücreti/yargılama giderine ilişkin kararlar, kaldırma üzerine yeniden hüküm kurulmuş olsa dahi temyiz incelemesi dışında tutulmaktadır. Bu düzenleme, yürürlükten sonra bölge idare mahkemelerince verilecek kararlara uygulanacaktır.

MADDE 8: 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, daha önce Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenen atama şartları ve görev süreleri idarenin kanuniliği ilkesine uygun olarak kanun seviyesinde düzenlenmektedir. Buna göre, adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanabilmek için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şartı aranacaktır. İhtisas kurulu başkan ve üyeleri, adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlenmiştir.

MADDE 9: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav esasları kanun seviyesinde netleştirilmektedir.

REKLAM

MADDE 10: 2802 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesine eklenen bent ile yargılama faaliyetinde teknik veya özel bilgi gerektirmeyen, münhasıran mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran hâkim ve Cumhuriyet savcıları hakkında disiplin yaptırımı olarak uyarma cezası verilebilmesi açıkça hükme bağlanmaktadır. Bu sayede bilirkişilik müessesesinin amacına uygun kullanılması ve yargılamaların daha hızlı, ekonomik yürütülmesi hedeflenmektedir.

MADDE 11: 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı gerekçelerini karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmektedir. Paranın enflasyon karşısında değer kaybını önlemek ve alacaklı-borçlu dengesini adil bir zemine oturtmak amacıyla sabit yasal faiz oranı usulünden vazgeçilmektedir. Yeni sisteme göre faiz ödenmesi gereken ve miktarı sözleşmeyle belirlenmemiş hallerde yasal faiz oranı yıllık; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. 30 Haziran günü belirlenen reeskont oranının, önceki yıl sonu oranından 5 puan veya daha fazla farklı olması halinde, yılın ikinci yarısı için bu yeni oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.

MADDE 12 - 13: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 440 ve 444 üncü maddelerinde yapılan düzenlemeyle, vesayet altındaki kısıtlı kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satış usulü UYAP sistemine entegre edilmektedir. Söz konusu malların satışı, fiziki yer kısıtlamalarına maruz kalmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile entegre çalışan elektronik satış portalı üzerinden açık artırmayla gerçekleştirilecektir. Böylelikle, daha rekabetçi bir ortamda çok daha fazla kişinin pey sürmesi sağlanarak kısıtlının menfaatleri azami düzeyde korunacaktır.

REKLAM

MADDE 14: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80 inci maddesinde, Anayasa Mahkemesi’nin kişisel verilerin korunması hakkı bağlamında verdiği iptal kararı doğrultusunda düzenleme yapılmaktadır. Moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanması, kullanılması ve imha süreçlerine ilişkin yasal çerçeve çizilmektedir. İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak mahsus bir sisteme kaydedilecek ve delil olarak dosyasına gönderilecektir. Bu bilgiler; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının kesinleşmesi halinde derhâl imha edilecektir. Mahkûmiyet, davanın reddi veya düşmesi gibi diğer hallerde ise kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanakla yok edilecektir. Ayrıca veri sahibine, verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması halinde silinmesini talep etme hakkı tanınmaktadır.

MADDE 15: 5271 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesinde yapılan düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda veri güvenliği güvenceleri eklenerek yeniden düzenlenmektedir. Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbirlerinin temel şartları korunurken, elde edilen dijital deliller ve kişisel verilerin korunması için yeni bir fıkra eklenmektedir. Bu tedbirle elde edilen veriler adli emanette saklanacak; kovuşturmaya yer olmadığı veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren on beş yıl sonuna kadar muhafaza edildikten sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanakla imha edilecektir. İlgililere bu süre zarfında, amacın ortadan kalkması halinde verilerin silinmesini mahkemeden talep edebilme imkânı getirilmektedir.

MADDE 16: 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde yapılan değişiklikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun uygulanma sınırları Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda netleştirilmektedir. HAGB müessesesi, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17 nci maddesi kapsamında "kötü muamele" kabul edilebilecek suçlar bakımından uygulanmayacaktır. Ayrıca kurumun usul yönünden iptal edilen diğer bağlantılı fıkraları da belirlilik ilkesine uygun olarak yeniden formüle edilmektedir.

REKLAM

MADDE 17: 5271 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanığa, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek mahkemede bizzat hazır bulunması kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilme hakkı tanınmaktadır.

MADDE 18: 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinde yapılan değişiklikle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın ceza daireleri kararlarına karşı Ceza Genel Kurulu’na itiraz yetkisinin kapsamı ve süreleri hak arama hürriyetini genişletecek şekilde yeniden belirlenmektedir.

MADDE 19: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesine eklenen fıkrayla, bedensel zararlar ile destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanmasında ve faiz işletilmesinde yeknesaklığın sağlanması ile uygulamadaki duraksamaların giderilmesi amaçlanmaktadır. Düzenleme uyarınca; çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında, kişinin kazancının belirli olduğu döneme ait (bilinen dönem) kısma haksız fiil tarihinden itibaren; geleceğe yönelik varsayımsal döneme ait (bilinmeyen dönem) kısma ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesi esası getirilmektedir. Ayrıca, peşin sermaye değerinin tazminattan mahsubunda "oransal mahsup" yönteminin uygulanacağı netleştirilmektedir.

REKLAM

MADDE 20- 21: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılarak uygulamada hangi alacaklar için açılacağı hususunda ciddi tereddütlere ve yargılamaların uzamasına neden olan belirsiz alacak davası hukuk sistemimizden çıkarılmaktadır.Belirsiz alacak davasının alacağın tamamı yönünden zamanaşımını kesme ve hak kaybını önleme gibi sağladığı hukuki yararlar, eklenen fıkra ile kısmi dava kurumuna aktarılmaktadır. Düzenlemeyle, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda davacıya, ıslah hakkını kullanmak zorunda kalmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar alacağın geri kalan kısmını talep ederek dava değerini artırma hakkı verilmektedir. Bu durumda zamanaşımı, sonradan artırılan miktar veya kısım yönünden de dava açılan ilk tarihten itibaren kesilmiş sayılacaktır.

MADDE 22: 6100 sayılı Kanun’un 147 nci maddesine eklenen fıkrayla, makul sürede yargılanma hakkının temini ve usul ekonomi ilkesinin hayata geçirilmesi amacıyla hukuk mahkemelerinde yazılı yargılama usulünün uygulandığı davalarda iki duruşma arasındaki süre kural olarak üç aydan daha uzun olamayacaktır. Ancak bilirkişi incelemesinin niteliği gereği uzaması veya istinabe yoluyla başka yerlerde tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu ve kaçınılmaz hallerde hâkim, somut ve olaya uygun gerekçesini duruşma tutanağına açıkça yazmak şartıyla üç aydan daha uzun bir süre için de duruşma günü belirleyebilecektir.

MADDE 23: 6100 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesine eklenen fıkra ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasının kapsamı teknolojik imkânlardan üst düzeyde yararlanılması amacıyla genişletilmektedir. Yapılan düzenlemeyle, hukuk yargılamalarındaki ön inceleme duruşmaları da ses ve görüntü nakli yoluyla gerçekleştirilebilecektir. Uzaktan duruşmaya katılan taraf ve vekilleri hakkında; Kanun’un 154/3-ç maddesinde düzenlenen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma beyanlarına ilişkin ıslak imza atma zorunluluğu hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

REKLAM

MADDE 24- 25: 6100 sayılı Kanun’un 166 ve 168 inci maddelerinde yapılan değişikliklerle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda davaların birleştirilmesi usulü yeniden düzenlenmektedir. Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerince verilen birleştirme kararlarının, ilk davanın açıldığı mahkemeyi doğrudan bağlaması esası değiştirilmektedir. Düzenleme doğrultusunda ikinci davanın açıldığı mahkemece verilen birleştirme kararı ancak kesinleşmesiyle birlikte ilk mahkemeyi bağlayacaktır. Bu kesinleşmeyi sağlamak üzere; taraflara esas hükmün verilmesini beklemek zorunda kalmaksızın, birleştirme kararlarına karşı doğrudan ve müstakilen istinaf kanun yoluna başvurabilme hakkı tanınmaktadır. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararları ile bölge adliye mahkemelerinin birleştirme/ayırma kararlarına karşı ise ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna gidilebilecektir.

MADDE 26: 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesine eklenen fıkrayla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği ve miktar veya değeri itibarıyla ilk derece mahkemesi parasal sınırının üzerinde olan kararları bakımından temyiz yolu açılmaktadır.

MADDE 27: 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine eklenen fıkra ile yargılamaların sırf usuli yetki uyuşmazlıkları nedeniyle öngörülemez şekilde uzamasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. İlk derece mahkemelerinin görev ve yetki durumları istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemelerince zaten esastan incelenip denetlendiğinden, istinaf aşamasını geçmiş dosyaların temyiz incelemesinde Yargıtay tarafından sadece görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozma kararı verilemeyeceği esası getirilmektedir. Ancak bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı ve karara bağladığı özel davalar bu yasağın dışında tutulmaktadır.

GEÇİCİ MADDE 1: Teklifle getirilen değişikliklerin yargısal süreçlerde karmaşaya yol açmaması amacıyla zaman bakımından uygulanma esasları, geçiş hükümleri düzenlenmektedir.