Geçmişte SİT alanları; kontrolsüz sanayileşme, aşırı kentleşme baskısı, definecilik ve çevre kirliliği gibi büyük tehditlerle karşı karşıya kaldı. Bu alanların geçmişten kalan bir miras değil, gelecek nesillere aktarılması gereken birer emanet olduğu gerçeği ne yazık ki göz ardı edildi. Oysa bir toplumun gelişmişlik düzeyi, inşa ettiği gökdelenlerin yüksekliğiyle değil; geçmişine, kültürüne ve doğasına gösterdiği saygıyla ölçülüyor.
Türkiye son yıllarda SİT alanı konusunda önemli adımlar attı. Öyle ki son çeyrek yüzyılda SİT alanı sayısı % 306 arttı. SİT alanı ilan edilerek koruma altına alınan bölgelerden biri de 'Granikos Savaş Alanı' oldu.
Granikos Savaş AlanıGeçtiğimiz günlerde Büyük İskender'in Perslere karşı ilk büyük zaferini kazandığı ve Asya'ya uzanan seferinin kapılarını açan bu alan Tarihi Sit Alanı olarak tescillenerek koruma altına alındı.
Peki son çeyrek yüzyılda Türkiye'deki SİT alanı sayısının % 306 artmasının nedeni nedir?
Bu artış; kurumsal, teknolojik, yasal ve toplumsal mekanizmaların eş zamanlı olarak gelişmesiyle gerçekleşti.
Doğal SİT alanları 2011'den itibaren yapılan bilimsel düzenlemelerle; 'Kesin Korunacak Hassas Alan', 'Nitelikli Doğal Koruma Alanı' ve 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' olmak üzere yeni uluslararası kriterlere göre derecelendirildi.
Ankara Kalesi (Ankara)EKONOMİK GELİŞMENİN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİL
SİT alanlarının korunması, sanılanın aksine ekonomik gelişmenin önünde bir engel değil, aksine sürdürülebilir kalkınmanın en büyük destekçisidir. Özellikle de günümüzde bu durum daha net bir şekilde gözler önüne seriliyor. Zira; kitle turizminin yerini, çevreye ve tarihe duyarlı olan kültür turizmi ve ekoturizm almaya başladı.
Karain Mağarası (Antalya)KALICI DEĞER ÜRETİYOR
İyi korunan bir antik kent veya milli park, bir bölgeye on yıllar boyunca turist çekebilirken yerel halka istihdam sağlayıp ülke ekonomisine yüksek katma değer sunuyor. Betonarme yapılar kısa vadeli ve geçici kazançlar sağlarken, korunan bir SİT alanı nesiller boyu sürecek kalıcı bir değer üretiyor.
Narman Peri Bacaları Tabiat Anıtı (Erzurum)HAYATİ ZORUNLULUK
Binlerce yıllık insanlık tarihini, medeniyetleri ve doğanın milyonlarca yıllık evrimini koruyarak geleceğe aktaran en önemli unsurların başında şüphesiz SİT statüsü geliyor. Tarihsel, arkeolojik, kültürel veya doğal değerleri nedeniyle yasal koruma altına alınan bu özel bölgeler, sadece bulundukları bölgedekilerin değil, tüm insanlığın ortak hafızasını temsil ediyor. Bu nedenle, SİT alanlarını gözümüz gibi korumak sadece hukuki değil, hayati bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor.
Safranbolu (Karabük)ZAMAN KAPSÜLÜ NİTELİĞİNE SAHİP
İnsanlık tarihi, yalnızca yazılı kaynakların satır aralarında değil; geride bırakılan yapılarda, şehir kalıntılarında ve günlük yaşam araçlarında gizlidir. Arkeolojik ve tarihi SİT alanları, geçmiş medeniyetlerin yaşam tarzlarını, inançlarını, mimari dehalarını ve sanatsal becerilerini anlamamızı sağlayan birer zaman kapsülü niteliğine sahip.
Efes Ören Yeri (İzmir)KOLEKTİF BİLİNCE IŞIK TUTUYOR
Örneğin Göbeklitepe'den; Efes Ören Yeri'ne, Truva Antik Kenti'nden; Kapadokya'ya kadar her SİT alanı, sadece bulundukları coğrafyadaki yerel halka değil, tüm insanlığın kolektif bilincine ışık tutuyor. Bu alanların tahrip edilmesi, insanlık tarihinin bir sayfasının koparılıp yakılması anlamına geliyor. SİT statüsü, tam olarak bu sayfaların korunmasını ve geleceğe eksiksiz aktarılmasını güvence altına alıyor.
Anavarza Kalesi (Adana)KORUMA ALTINA ALIYOR
SİT alanları sadece insan eliyle yapılmış mekânları kapsamıyor; benzersiz ekolojik özelliklere, endemik bitki türlerine ve nesli tehlike altında olan hayvan popülasyonlarına ev sahipliği yapan doğal SİT alanlarının oluşturulması doğanın kendi elleriyle milyonlarca yılda var ettiği güzellikleri de koruma altına alıyor.
Salda Gölü (Burdur)KRİTİK BİR ROL OYNUYOR
Sulak alanlar, ormanlar, kanyonlar ve mağaralar gibi doğal SİT alanları, bulundukları bölgelerin imara açılmaması, betonlaşmadan ve sanayi faaliyetlerinden uzak tutulmasıyla küresel iklim kriziyle mücadelede ve ekolojik dengenin korunmasında kritik bir rol oynuyor.
Harmankaya Kanyonu (Bilecik)YENİ KEŞİFLERDE BULUNUYOR
Bilim dünyası için paha biçilemez birer araştırma merkezi olan SİT alanları; arkeologlar, antropolog, jeolog ve biyologların bu alanlarda yaptıkları çalışmalarla; insanlığın kökenine, dünyanın jeolojik geçmişine, evrimsel süreçlere dair devrim niteliğinde yeni keşiflerde bulunuyor.
Tarihi Alanlar (İstanbul)Türkiye'de UNESCO çatısı altında oluşturulan Dünya Mirası Listesi'nde, evrensel nitelikte 22 sit alanı bulunuyor.
