Petkim Genel Müdürü & SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı Kanan Mirzayev, petrokimya sektöründeki dönüşüme yönelik değerlendirme yaparak Türkiye ve Petkim açısından gelecek dönem fırsatları ve önceliklerine yönelik konuştu. Mirzayev, "Petrokimya sektörünün önemli bir dönüşümden, hatta tarihinin en zor dönemlerinden birinden geçtiğini söyleyebiliriz. Bir yandan küresel ölçekte devreye alınan yeni üretim kapasiteleri rekabet koşullarını yeniden şekillendirirken, diğer yandan Avrupa başta olmak üzere önemli pazarlarda tesis kapatma kararlarına tanıklık ediyoruz. Jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanma da ortaya çıkan bu yeni dengeyi daha karmaşık hale getiriyor. Artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; arz güvenliği, verimlilik, entegrasyon ve değişen pazar ihtiyaçlarına hızla uyum sağlayabilme yetkinliğiyle rekabet edilen yeni bir dönemin içindeyiz" diye konuştu.
"TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR POTANSİYELE SAHİP"
Türkiye'nin bu dönüşümde önemli avantajlara sahip ülkelerden biri olduğunu söyleyen Mirzayev, "Avrupa, Orta Doğu ve Asya'nın kesişim noktasındaki stratejik konumu, güçlü sanayi altyapısı ve büyümeye devam eden iç pazarıyla bölgesel petrokimya üretim ve tedarik merkezi olabilecek önemli bir potansiyele sahip. Özellikle petrokimya ürünlerinde yüksek ithalat bağımlılığı dikkate alındığında, yerli üretim kapasitesini güçlendirecek her adımın hem sanayi hem de ülke ekonomisi açısından stratejik değer taşıdığına inanıyoruz. Türkiye'nin sahip olduğu sanayi birikimi, yetişmiş insan kaynağı ve güçlü iç pazar dinamikleri, doğru yatırımlar ve sağlam üretim altyapısıyla birleştiğinde önümüzdeki dönemde önemli fırsatlar sunuyor" diye konuştu.
"PETKİM'İN GELECEĞİNİ ÖNÜMÜZDEKİ 40-50 YILI DÜŞÜNEREK PLANLIYORUZ"
Mirzayev, "SOCAR Türkiye olarak, bu tabloya kısa vadeli piyasa koşullarının ötesinde, uzun vadeli stratejik bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz. Avrupa'da petrokimya tesislerinin kapandığı ve birçok oyuncunun kapasite azalttığı bir dönemde biz, Petkim'in geleceğini önümüzdeki 40-50 yılı düşünerek planlıyoruz. Amacımız yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek değil; geleceğin rekabet koşullarına uyum sağlayabilecek daha verimli, daha esnek, daha güçlü ve daha güvenilir bir üretim yapısının temellerini atmaktır. Petkim'i de bu vizyon doğrultusunda, değişen küresel dinamiklere uyum sağlayan, teknoloji, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümünü sürdüren bir oyuncu olarak konumlandırıyoruz" ifadelerini kullandı.
Güçlü rafineri-petrokimya entegrasyonunun önemine dikkat çeken Mirzayev, "Bugün küresel ölçekte rekabet avantajı sağlayan şirketlere baktığınızda, ortak özelliklerinden birinin güçlü rafineri-petrokimya entegrasyonuna sahip olmaları olduğunu görüyoruz. Bu model tedarik zincirinden maliyet yapısına, enerji verimliliğinden operasyonel çevikliğe kadar birçok alanda önemli avantajlar yaratıyor. STAR Rafineri ile Petkim arasında kurduğumuz entegrasyonun stratejik değeri de tam olarak burada yatıyor. 61 yıllık köklü deneyime sahip Petkim ile Türkiye'nin en yeni ve ileri teknolojiyle donatılmış rafinerisi olan STAR Rafineri arasında kurduğumuz entegre yapı, Türkiye'de bu ölçekteki tek örnek olma özelliğini taşıyor. Bu yapı, küresel piyasalardaki dalgalanmalara karşı daha dayanıklı bir operasyonel model oluşturmamıza katkı sağlıyor. Entegrasyon, iki şirketin üretim ve planlama kabiliyetlerinin birbirini desteklemesine imkan verirken, değişen piyasa koşullarına daha hızlı ve esnek şekilde uyum sağlamamızı mümkün kılıyor" dedi.
"STAR RAFİNERİ'DE JET YAKITI ÜRETİMİNİ MAKSİMUM SEVİYEYE ÇIKARABİLİYORUZ"
Mirzayev, "Bu avantajın somut yansımalarını pandemi döneminde, bölgesel çatışmaların ve küresel tedarik zinciri kırılmalarının yaşandığı süreçlerde açıkça gördük. Entegrasyon sayesinde temel hammaddemiz olan naftaya STAR Rafineri'den güvenli ve esnek erişim sağladık. Sektörün zorlandığı günümüzde de Petkim, hammadde tedariği riski taşımadan operasyonlarına odaklanabiliyor ve piyasa beklentilerine hızlı şekilde yanıt verebiliyor. STAR Rafineri ise Petkim ile kurduğu entegrasyon sayesinde operasyonel esneklik ve enerji güvenliği açısından önemli avantajlar elde ediyor. Ayrıca Petkim ile rafineri arasındaki aromatik nafta gibi ara ürün transferleri sayesinde, ihtiyaç duyulan dönemlerde STAR Rafineri'de jet yakıtı üretimini maksimum seviyeye çıkarabiliyoruz. SOCAR Türkiye olarak biz de bu entegrasyondan aldığımız güçle, rafineri-petrokimya entegre üretim kompleksimizde Petkim ve STAR Rafineri'nin yanı sıra SOCAR Petrol Ticaret, SOCAR Depolama ve SOCAR Ar-Ge ve İnovasyon şirketlerimizde görev yapan 3 bini aşkın çalışma arkadaşımızla birlikte Türkiye ekonomisine ve sanayisine her gün değer katmaya devam ediyoruz" diye konuştu.
"MASTER PLAN, PETKİM'İN UZUN VADELİ GELİŞİM VİZYONUNU ORTAYA KOYDU"
Mirzayev, "Geçtiğimiz yılın başında kamuoyuyla paylaştığımız Master Plan, Petkim'in uzun vadeli gelişim vizyonunu ortaya koyan kapsamlı bir yol haritasıydı. Aliağa'da yaklaşık 41 yıldır faaliyet gösteren üretim kompleksimizde yatırımlarımızı sürdürmekle birlikte, uzun süredir Master Plan kapsamında öngörülen bu ölçekte ve kapasite artırıcı nitelikte bir yatırım gerçekleştirilmemiş olması, bugün daha kapsamlı bir modernizasyon ve dönüşüm ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Biz bu ihtiyacı Petkim'in geleceğini şekillendirecek cesur ve planlı bir yatırım vizyonunun başlangıcı olarak görüyoruz. Bu doğrultuda yürüttüğümüz teknik ve stratejik değerlendirmelerin ardından şimdi bir sonraki önemli aşamaya geçmiş bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
'FEED SÜRECİNİN BAŞLATILMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR KİLOMETRE TAŞI'
Mirzayev, "Küresel ölçekte önemli mühendislik deneyimine sahip Technip ile imzaladığımız İyi Niyet Anlaşması (MoU), Petkim Master Plan kapsamındaki FEED (Uç Mühendislik Tasarımı) sürecinin başlatılması açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Bu adımın ardından, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde FEED'e ilişkin ticari sözleşmelerimizi imzalamayı planlıyoruz. Söz konusu sözleşmelerle başlayacak FEED çalışmaları; olası yatırım kararımıza temel oluşturacak mühendislik tasarımlarını, teknik değerlendirmeleri, ekonomik analizleri ve proje kapsamının detaylandırılmasını içeren kritik bir hazırlık süreci olacak. Master Plan'ın nihai yatırım kararına yönelik değerlendirmeler ise FEED çalışmalarının tamamlanmasının ardından gerçekleştirilecek" dedi.
"TÜRKİYE'NİN POLİETİLEN ÜRÜNLERİNDEKİ DIŞA BAĞIMLILIĞINI YAKLAŞIK 1,5 MİLYAR DOLAR AZALTABİLECEK"
Bu ölçekteki petrokimya yatırımlarında nihai yatırım kararına tek bir adımda ulaşılmasının mümkün olmadığını aktaran Mirzayev, "Dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleştirilen benzer büyüklükteki projeler de Pre-FEED ve FEED gibi kapsamlı teknik ve ekonomik değerlendirme aşamalarından geçiyor. Bu süreçlerde tesislerin mühendislik tasarımları, teknoloji alternatifleri, yatırım maliyetleri, ekonomik fizibilitesi ve uygulama planları ayrıntılı şekilde analiz ediliyor. Dolayısıyla çalışmaların belirli bir zaman dilimine yayılması sağlıklı ve doğru bir yatırım kararı alınabilmesi için izlenmesi gereken uluslararası standartlardaki sürecin doğal bir parçası. Nihai yatırım kararının alınması halinde, Petkim'e ve dolayısıyla Türkiye'nin yerli üretim altyapısına yaklaşık 5 ila 7 milyar dolar arasında olmasını öngördüğümüz önemli bir yatırım gerçekleştirmiş olacağız. Ancak bu projenin değeri yalnızca yatırım büyüklüğüyle sınırlı değil. Master Plan ile yenilenecek Petkim, Türkiye'nin polietilen ürünlerindeki dışa bağımlılığını yaklaşık 1,5 milyar dolar azaltabilecek" diye konuştu.
Mirzayev, "Biz bu süreci aynı zamanda Petkim'in uzun vadeli rekabet gücünü destekleyecek stratejik bir dönüşüm olarak değerlendiriyoruz. Değişen küresel rekabet koşullarında doğru zamanda ve güçlü bir mühendislik altyapısıyla ilerlemenin kritik öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Türkiye'nin petrokimya ürünlerindeki açığının tek bir üretim tesisi ya da şirket tarafından kapatılması mümkün olmasa da değerlendirdiğimiz bu yatırımla özellikle Türkiye'nin polietilen ürünlerindeki ihtiyacının önemli bir kısmını karşılamayı ve ithalat bağımlılığının azaltılmasına önemli bir katkı sunmayı amaçlıyoruz. Böylece yerli üretim altyapısının güçlendirilmesine destek olurken Türkiye sanayisinin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünlerin daha yüksek oranda yurt içinden karşılanmasına da katkı sağlamayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
Petkim'in ürün portföyü ve pazardaki konumuna ilişkin de değerlendirme yapan Kanan Mirzayev, "Petrokimya sektörü hiçbir zaman tek bir ürün grubundan oluşan homojen bir pazar olmadı. Petkim de yaklaşık 60 farklı ürün türü üreten entegre bir petrokimya şirketi. Bu nedenle şirketimizin rekabet gücünü yalnızca tek bir toplam pazar payı üzerinden değerlendirmek sağlıklı bir yaklaşım olmaz. Ürün gruplarının üretim hacimleri, kullanım alanları ve pazar dinamikleri birbirinden farklılık gösteriyor. Burada asıl değerlendirilmesi gereken unsur, stratejik ürün gruplarındaki konumumuz ve bu ürünlerin Türkiye sanayisi açısından taşıdığı değerdir. Petkim'in stratejik değeri Türkiye sanayisine sağladığı arz güvenliği, yerli üretime katkısı, ithalatın azaltılmasındaki rolü ve sanayicilere sunduğu lojistik avantajla birlikte ele alınmalı" dedi.
"AMACIMIZ UZUN VADELİ DEĞER YARATMAK"
Mirzayev, "Bugün Petkim, özellikle odaklandığı ürün gruplarında Türkiye pazarındaki güçlü konumunu koruyor. 2022 yılından bu yana yürüttüğümüz dönüşüm süreciyle birlikte portföyümüzü daha stratejik ve rekabetçi alanlara odakladık. Özellikle polimer ürün gruplarında yaklaşık yüzde 13-15 seviyesinde bir pazar payına sahibiz. Polimerler içerisinde yer alan AYPE gibi bazı özellikli ürünlerde ise yüzde 40-45 seviyelerine ulaşan pazar payımızla sektörün önemli oyuncularından biriyiz. Diğer taraftan PA, PP, PVC gibi ürünlerde sınırlı üretim hacmimiz nedeniyle yüzde 5-10 aralığında değişen pazar paylarıyla rekabet ediyoruz. Şu anda üretmediğimiz elyaf hammaddelerinde (PTA, MEG, ACN gibi) pazarda aktif bir oyuncu olarak yer almıyoruz. Bununla birlikte, özellikle aromatikler zincirindeki ürünlerimiz aracılığıyla bu ürünleri üreten şirketlere hammadde tedariki sağlamayı sürdürüyoruz. Ürettiğimiz tüm ürünlerde sanayicilerimize hem yüksek kaliteli yerli ürün tedarik ediyoruz hem de tedarik güvenliği, lojistik avantaj ve operasyonel esneklik sağlıyoruz. Stratejimiz Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu ve Petkim olarak rekabet avantajı yaratabileceğimiz stratejik ürün gruplarına odaklanmak üzerine kurulu. Master Plan kapsamında değerlendirdiğimiz yatırımlar da tam olarak bu yaklaşımın somut bir yansıması niteliğinde. Özellikle polietilen alanında hedeflediğimiz kapasite artışıyla hem iç pazarın ihtiyaçlarını daha güçlü şekilde karşılamayı hem de Türkiye'nin bu alandaki ithalat bağımlılığını önemli ölçüde azaltmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda önceliğimiz, yalnızca pazar payını büyütmek değil; Türkiye sanayisi için stratejik öneme sahip ürünlerde daha güçlü bir yerli üretim kapasitesi oluşturmak ve uzun vadeli değer yaratmaktır" diye konuştu.
