Çin lideri Xi Jinping'in Kuzey Kore'ye yapacağı ziyaret, Pasifik dengeleri ve küresel siyaset için kritik bir öneme sahip.
Analistler, Çin'in Rusya'ya yönelen komşusu üzerindeki etkisini pekiştirmek isteyeceğini belirtiyor. Kim Jong-un ise Çin'in küçük ortağı gibi muamele görmekten hoşlanmıyor ve Rusya ile kurduğu yeni yakınlığı, Pekin'den ekonomik tavizler koparmak için kullanmak istiyor.
Kuzey Kore, iki dev komşusu arasında başarılı bir denge kurabilirse, Kim Jong-un nükleer silah programını ilerletme konusunda kendini daha az kısıtlanmış hissedebilir. Bu durum, ABD müttefiklerinin halihazırda Çin'in askeri güçlenmesinden ve İran'la savaşarak kaynaklarını tüketen Washington'un savunma anlaşmalarını yerine getirme kabiliyetinden endişe duyduğu bir bölgede istikrarsızlığa yol açabilir.
Xi, Kim Jong-un ile kurduğu bu temas fırsatını, Kuzey Kore’nin Çin’e bağımlı olduğunu ve Pekin’in bu süreçte kenara itilemeyeceğini dünyaya hatırlatmak için kullanmak istiyor.
Xi, bu yolla Çin'i ABD ile eşit bir süper güç olarak göstermeye çabalayacak. Çin, Washington'un İran ile savaşı ya da müttefiklerine ve düşmanlarına aynı şekilde gümrük vergileri uygulayarak kaos yaratırken, Pekin'in dünyada istikrar sağlayan bir güç olduğunu göstermeye istekli.
Ancak Xi’nin nadir bir yurt dışı gezisi yapma kararı, Kim Jong-un’u kazanma ihtiyacını da vurguluyor.
Çin, Kuzey Kore'yi 'dizginlemek' istiyor
Pyongyang, 2024 yılında Moskova ile Soğuk Savaş döneminden kalma karşılıklı savunma anlaşmasını yeniden canlandırarak Pekin'e olan bağımlılığını azalttı. Rusya, Ukrayna'daki savaşı için Kuzey Kore'den asker ve mühimmat karşılığında, Kuzey Kore'ye çok ihtiyaç duyduğu petrol, gıda ve silah teknolojisini sağladı. Bu durum, Kuzey Kore'nin dengesiz davranışlarını dizginlemek ve sınırlarında istikrarı sağlamak için bu ülke üzerindeki etkisini sürdürmek isteyen Çin için bir problem.
Ancak birkaç yıl öncesine kadar Kim Jong-un için durum pek parlak görünmüyordu. Öncelikle, Trump 2019’da kendisiyle yürütülen nükleer müzakerelerden çekilerek, ABD’nin yaptırımları kaldıracağına dair umutları suya düşürdü. Ertesi yıl Kim Jong-un, Covid-19 salgınına karşı sınırları kapatarak ülkesini izolasyona sürükledi. Bu durum, Kuzey Kore’nin temel mal ve döviz kaynağı olan Çin ile ticareti dondurdu.
Kim Jong-un'un kaderi, sadece pandeminin hafiflemesiyle değil, aynı zamanda Rusya'nın Ukrayna'da başlattığı savaşta yaşadığı zorlukları fırsat bilip Moskova ile bağlarını güçlendirerek, Çin'e ağırlık veren Kuzey Kore dış politikasını yeniden düzenlemesiyle de değişti. Kim Jong-un, Moskova'ya silah ve asker sağlarken, Rusya da buna karşılık Kuzey Kore'ye milyarlarca dolar değerinde petrol, gıda, silah teknolojisi ve diğer yardımlar sağladı.
Xi, Kim Jong-un'a Çin'in Kuzey Kore'nin ana destekçisi olmaya devam ettiğini hatırlatmaya çalışabilir. Mart ayında Çin, Pekin ile Pyongyang arasındaki tren seferlerini ve uçuşları yeniden başlattı.
Çin-ABD ilişkilerinin Kuzey Kore'ye yansıması
Zirvenin üzerinde asılı duran sorulardan biri, Xi’nin Kim Jong-un’a ABD ile diyalog kurması için ne tür bir baskı uygulayacağı. Trump ikinci Başkanlık döneminde Kim Jong-un ile bir başka zirve düzenleme arzusunu defalarca dile getirdi.
Trump'ın Xi'den Pyongyang'da bulunduğu sırada bir mesaj iletmesini istemiş olması muhtemel. Ancak Kim Jong-un, ülkesinin nükleer programını müzakere masasına yatıracak Washington ile herhangi bir diyalogu reddedeceğini vurgulayarak kararlılığını sürdürüyor.
Kim Jong-un, bu programı uzun süredir güvenlik konusunda Moskova ve Pekin'e olan bağımlılığını azaltmanın bir yolu ve ABD işgaline karşı bir kalkan olarak görüyor. Bu görüş, Trump yönetiminin İran'a kısmen nükleer silah geliştirmesini önlemek için saldırdığı gerekçesiyle daha da sertleşti.
Kuzey Kore’nin halihazırda 50 savaş başlığına sahip olduğu tahmin ediliyor, ancak bu silahları taşıyabilecek kıtalararası balistik füzeler üretmek için hala ileri teknolojiye ihtiyaç duyuyor.
Çin, Kuzey Kore'nin nükleer bir devlet haline gelmesine resmi olarak karşı çıkıyor ve bunun Güney Kore gibi ABD müttefiklerini kendi nükleer silahlarını geliştirmeye iteceğinden endişe ediyor. Ancak analistler, Çin'in tutumunun son zamanlarda Pyongyang ile daha iyi ilişkiler kurma arzusunu yansıtacak şekilde değiştiğini ve nükleer silaha sahip bir Kuzey Kore'nin Washington ve Seul üzerinde baskı unsuru oluşturduğu yönündeki görüşün giderek yaygınlaştığını belirtiyor.
