İran-ABD krizine ve Ortadoğu’daki gelişmelere odaklanan dünya kamuoyu, Avrasya’nın doğusunda sessiz fakat son derece önemli bir jeopolitik dönüşümün yaşandığını büyük ölçüde gözden kaçırıyor. Rusya, uzun yıllardır güvenlik tehdidi olarak tanımladığı Afganistan’da yeni bir strateji uygulamaya koymuş durumda. Kremlin’in attığı adımlar, yalnızca Afganistan’ı değil, Orta Asya’dan Güney Asya’ya kadar uzanan geniş coğrafyayı etkileme potansiyeli taşıyor.

Rusya’nın Afganistan politikasındaki en kritik dönüm noktası, 2025 yılında Taliban yönetimini resmen tanıması oldu. Bu adımın ardından Mayıs 2026’da iki taraf arasında imzalanan “askeri-teknik işbirliği anlaşması”, ilişkilerin yeni aşamaya geçtiğini ortaya koydu. Her ne kadar anlaşmanın tüm maddeleri açıklanmamış olsa da kamuoyuna yansıyan bölümler bile Moskova’nın Afganistan’da uzun vadeli hesaplar yaptığını gösteriyor.

REKLAM

Anlaşmaya göre Rusya, Afganistan’ın Sovyet döneminden kalan silah sistemlerinin bakım ve onarımını üstlenecek, yedek parça desteği sağlayacak, teknik modernizasyon programları yürütecek ve Afgan güvenlik personeline eğitim verecek. Batılı güvenlik çevreleri ise bu maddelerin görünür kısmı oluşturduğunu, asıl önemli boyutun ilerleyen dönemde ortaya çıkabileceğini değerlendiriyor.

“Pakistan artık eskisi kadar rahat olmayacak”

Anlaşma sonrasında Taliban yönetiminden gelen bir açıklama dikkat çekti. Afgan yetkililer, “Pakistan artık eskisi gibi elini kolunu sallayarak Afganistan’a saldıramayacak” ifadesini kullandı. Bu açıklama, işbirliğinin yalnızca teknik bakım anlaşmasından ibaret olmadığını düşündüren en önemli işaretlerden biri olarak görülüyor.

Çünkü son yıllarda Pakistan ile Afganistan arasında ciddi güvenlik gerilimleri yaşanıyor. Pakistan ordusu, Tahriki Taliban Pakistan (TTP) militanlarının saldırılarını gerekçe göstererek Afganistan topraklarında çeşitli operasyonlar düzenledi. Taliban yönetimi ise bu saldırıları egemenlik ihlali olarak değerlendirdi. Rusya’nın sağlayacağı teknik destek, Afganistan’ın savunma kapasitesini artırabilir ve Pakistan’ın hareket alanını daraltabilir.

REKLAM

Moskova’nın güneye açılan yeni koridoru

Arap dünyasında yayımlanan birçok stratejik analiz, Rusya’nın Afganistan hamlesini yalnızca güvenlik politikası olarak değerlendirmiyor. Özellikle Körfez merkezli araştırma kuruluşlarının raporlarında, Moskova’nın Afganistan üzerinden Hint Okyanusu’na uzanan yeni bir jeopolitik eksen oluşturmak istediği vurgulanıyor.

Rusya’nın İran ile son yıllarda geliştirdiği stratejik ortaklık da bu değerlendirmeleri güçlendiriyor. İran-Rusya ilişkilerinin ulaştığı düzey dikkate alındığında, Afganistan’ın Moskova açısından yalnızca bir komşu ülke değil, Avrasya’nın güneyine açılan yeni bir kapı olarak görüldüğü belirtiliyor.

Çin ile görünmeyen rekabet

İngilizce yayımlanan birçok güvenlik analizinde dikkat çekilen başka bir konu ise Rusya-Çin ilişkilerinin geleceği. Her ne kadar iki ülke Batı karşısında stratejik ortaklık görüntüsü verse de Orta Asya üzerindeki nüfuz mücadelesi tamamen ortadan kalkmış değil.

Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Kazakistan başta olmak üzere Orta Asya’da ekonomik etkisini hızla artırıyor. Rusya ise geleneksel nüfuz alanı olarak gördüğü bölgede dengeyi korumaya çalışıyor. Afganistan’da elde edilecek yeni etki alanı, Moskova’ya bu rekabette ilave manevra alanı sağlayabilir.

REKLAM

Fransız strateji merkezlerinde yayımlanan değerlendirmelerde de Rusya’nın Afganistan hamlesinin, Çin’in Orta Asya’daki ekonomik genişlemesine karşı “jeopolitik sigorta” niteliği taşıyabileceği belirtiliyor. Bu durum iki ülke arasındaki ortaklığı sona erdirmeyecek olsa da sessiz rekabeti derinleştirebilir.

Pakistan için zor bir denklem

Bölgedeki en olumsuz etkilenecek ülkenin Pakistan olabileceği yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor. Çünkü Afganistan’daki Taliban yönetimi ile Pakistan arasındaki ilişkiler son yıllarda ciddi şekilde bozulmuş durumda.

Rusya’nın Afganistan’ın hava savunma kapasitesini geliştirmesi halinde Pakistan’ın sınır ötesi operasyonları daha maliyetli hale gelebilir. Dahası, Moskova’nın zamanla Taliban yönetiminin uluslararası hamisi rolünü üstlenmesi durumunda Pakistan-Rusya ilişkilerinde yeni gerilim başlıkları ortaya çıkabilir.

Hindistan ve İran neden rahatsız görünmüyor?

Bu süreçte Hindistan’ın gelişmeleri büyük ölçüde memnuniyetle izlediği değerlendiriliyor. Yeni Delhi açısından Pakistan’ın batı sınırında baskı altında kalması stratejik avantaj anlamına geliyor. Bu nedenle daha güçlü ve daha bağımsız hareket eden bir Afganistan, Hindistan’ın bölgesel çıkarlarıyla örtüşüyor.

REKLAM

İran ise Afganistan’daki Şii Hazara topluluğu nedeniyle zaman zaman Taliban yönetimiyle sorunlar yaşasa da Rusya ile kurduğu stratejik ortaklığı daha öncelikli görüyor. Bu nedenle Moskova’nın Afganistan’daki etkisinin artmasına ciddi bir itiraz geliştirmesi beklenmiyor.

Tacikistan faktörü

Rusya’nın Afganistan politikasının görünmeyen merkezlerinden biri Tacikistan. Moskova’nın ülke dışındaki en büyük askeri konuşlanması olan 201. Motorize Tümen burada bulunuyor. Yaklaşık 8 bin askerin görev yaptığı üs, Rusya’nın Orta Asya’daki en önemli askeri varlığı olarak kabul ediliyor.

Rusya’nın Afganistan’a yönelik lojistik ve operasyonel faaliyetlerinin önemli bölümü bu üsler üzerinden yürütülüyor. Bu nedenle yeni işbirliği anlaşması yalnızca Rusya-Afganistan ilişkilerini değil, Rusya-Tacikistan ilişkilerini de güçlendirecek bir unsur olarak görülüyor.

Washington sahaya dönemez mi?

ABD’nin ise gelişmelere müdahale edecek etkili araçlardan büyük ölçüde yoksun olduğu değerlendiriliyor. Afganistan’dan çekiliş sonrasında Washington’un ülkedeki nüfuzu önemli ölçüde azaldı. Pakistan ile yeniden yakınlaşma girişimleri bulunsa da İslamabad’ın Çin’e olan ekonomik bağımlılığı ABD’nin seçeneklerini sınırlıyor.

Bu nedenle Batılı uzmanlar, Rusya’nın Afganistan açılımına karşı kısa vadede etkili bir Amerikan karşı hamlesi beklemiyor. Moskova’nın bu boşluğu değerlendirmeye çalıştığı yönündeki görüşler ise giderek güç kazanıyor.

Oyun değişmedi ama taşlar hareket ediyor

Bugün itibarıyla Rusya-Taliban yakınlaşmasının bölgesel dengeleri kökten değiştirdiğini söylemek için erken. Ancak Kremlin’in yıllarca “radikal İslam tehdidi” olarak tanımladığı bir yapıyla askeri ortaklık kurması bile başlı başına tarihi bir dönüşüm anlamına geliyor.

Daha da önemlisi, Kazakistan-Hazar-Azerbaycan-Türkiye hattında şekillenen Orta Koridor’un, Rusya-Afganistan yakınlaşması ve normalleşen İran üzerinden yeni yan güzergâhlarla desteklenmesi ihtimali Avrasya ticaret haritasını yeniden şekillendirebilir. Denge tamamen değişmiş değil; ancak Moskova’nın önemli avantajlar elde etmeye başladığı ve Avrasya satrancında yeni hamleler yaptığı artık çok daha net görülüyor.