Yargıtayın işçi işveren arasındaki anlaşmazlıklara ilişkin verdiği bazı kararlar, tüm işçi ve işveren için adeta ders niteliğinde oluyor. Bu tür kararlar, iş hayatında nelerin yapılıp nelerin yapılmaması gerektiğini göstermesi açısından örnek teşkil ediyor. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 12 Mayıs 2026 tarihli (Esas No: 2025/9722, Karar No: 2026/4402) kararı da böyle bir karar.
SORULARINIZ İÇİN: akivanc@haberturk.com
Söz konusu karara konu dava, 1998 yılından beri çalışmakta olduğu iş yerinden 29 Haziran 2020 tarihinde istifa ederek ayrılan işçi tarafından açıldı.
Güvenlik personeli olarak başladığı iş yerinde sırasıyla güvenlik şefi, güvenlik müdürü, idari işler müdürü ve direktör pozisyonlarında çalışan işçi, işçi alacaklarının eksik ödendiği ve işverence hakarete maruz kaldığı gerekçesiyle iş mahkemesine başvurdu. İşçi, birden fazla AVM’de sorumlu olarak sabah 07.00’den akşam 23.00 – 24.00’e kadar çalıştığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izinlerinin tam olarak kullandırılmadığını, ücretinin bir kısmının elden ödendiğini belirterek kıdem tazminatı, kullanılmayan izin ücreti, fazla çalışma ücretlerinin elden yapılan ödeme dikkate alınarak hesaplanmasını, ayrıca işverence manevi tazminat verilmesini talep etti.
İşveren ise işçinin istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, 2013-2020 yılları arasında yönetici pozisyonunda çalıştığını, asgari ücretin çok üzerinde ücret aldığı için fazla çalışma ücretine hak kazanmasının mümkün olmadığını, başka işçiler için mahkemelerde işveren tanığı olarak verdiği ifadelerde iş yerinde 45 saati aşan çalışma bulunmadığını ikrar ettiğini, hak kazanıp da ödenmeyen bir alacağı bulunmadığı gibi 2011 yılında satın aldığı evin bedelinin bir kısmının (40.000 TL) şirket tarafından karşılandığını, bu paranın da işçilik alacaklarından mahsubu gerektiğini savundu.
İŞVERENİN KÜFRETMESİ HAKLI FESİH SEBEBİ SAYILDI
İş mahkemesi, işçinin daha önce işveren tanığı olarak verdiği ifadelerin kendisini de bağladığını dikkate alarak bordrodaki ücreti doğru kabul etti. Bununla birlikte, yönetici pozisyonunda olduğu belirtilmesine karşın üzerinde işveren bulunduğu için kendi çalışma saatlerini belirleme hakkı olmadığı gerekçesiyle işçinin gösterdiği tanık beyanlarına dayanarak haftada 33 saat fazla çalışma yaptığına hükmetti. Mahkeme kararında, işçinin istifa dilekçesinde herhangi bir fesih gerekçesi yer almasa da istifa dilekçesinden makul bir süre sonra açtığı davada fesih gerekçelerini bildirdiği, bu sebeple iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığını, tanık ifadelerine göre işveren yetkilisinin diğer çalışanların önünde davacı işçinin telefonunu alarak yere fırlattığı, diğer çalışanların önünde azarladığı, sinkaflı küfrettiği gerekçesiyle işçiye 5000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği belirtildi.
Mahkeme işçiye kıdem tazminatının yanı sıra yüzde 40 indirim uygulanarak fazla çalışma ücreti ödenmesini kararlaştırdı. Hesaplanan alacaklardan işverenin işçiye ev alırken ödediği para ile pandemi sırasında “diğer” adı altında yapılan 19.250 TL’nin mahsup edilmesine hükmetti.
Bölge adliye mahkemesi, iş mahkemesinin verdiği kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ve manevi tazminat kararlarını doğru buldu. Ancak, ev için ödenen para alacaklardan mahsup edilirken faiz uygulanmamasını ve işveren pandemi döneminde ödediği paranın avans niteliğinde olduğunu ispat edememesine rağmen bu ödemenin işçilik alacaklarından mahsup edilmesini hatalı buldu.
YARGITAY İŞÇİYİ HAKLI İŞVERENİ HAKSIZ BULDU
İşçinin avukatı, Yargıtaya yaptığı temyiz başvurusunda, tanık beyanlarında ücretin bir kısmının elden ödendiği belirtilmesine rağmen işçilik alacaklarının sadece bordro üzerinden hesaplanmasına ve fazla çalışma ücreti alacaklarına yüzde 40 indirim uygulanmasına itiraz etti.
İşverenin avukatı ise işçi üst düzey yönetici olduğu için fazla çalışma ücretine hak kazanamayacağı, istifa etmek suretiyle işten ayrıldığı için kıdem tazminatı alamayacağı, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle kararı temyiz etti.
Yargıtay, işçi haklı gerekçeyle iş akdini feshettiği için kıdem tazminatı ödenmesine ilişkin kararı doğru buldu. Ancak, işçi aynı anda üç AVM’den sorumlu olduğu ve işverenin yönetici olduğuna dair savunması nedeniyle fazla çalışma iddiasının yeniden değerlendirilmesini istedi.
Yargıtay, işçinin yaptığı işin niteliği, ünvanı ve tanık beyanları ile sabit olan işveren yetkilisince gerçekleştirilen kişinin şahsiyet ve saygınlığını toplum nezdinde zedeleyen sinkaflı küfürler ve telefonunun işverence fırlatılmak suretiyle kırılması eylemleri dikkate alındığında 5000 TL manevi tazminatın, eylemin ağırlığı karşısında yetersiz olduğunu belirtti. Yargıtay, eylemin ağırlığı dikkate alınarak manevi tazminat miktarının da yeniden değerlendirmeye tabi tutulmasını istedi.
Dosya tekrar görüşülmek üzere iş mahkemesine gönderildi.
