Ne zaman dışarı çıkacağına, kimle konuşacağına başkaları karar verdi. Gizli bir operasyonda olduğuna inandırılan kadın, dolandırıcıların elinde adeta esir alındı.
Dolandırıcılar sahte polis kimlikleri ve soruşturma evraklarıyla inandırıcılık unsurunu desteklediler. Telefonun diğer ucundaki ses, kendisini polis olarak tanıttı. Hedeflerinde 66 yaşındaki Müge Törgay vardı.
“OPERASYON BAŞLADI, DRONE İLE İZLİYORUZ”
“Kimlik bilgilerin suç örgütlerinin elinde. Operasyon başladı. 17 kişiydik, artık seninle birlikte 18. kişi olduk” dediler, sürekli korku saldılar. “İçtiğin suya kadar hakimiz. 7/24 takiptesin” deyip gerçeklik algısına da oynadılar. Dahası "6 aydır takiptesin, evini drone ile izliyoruz" diyerek sadece parasını değil, gerçeklik algısını da hedef aldılar.
DOLANDIRICIYI “OĞLUM” DİYE KAYDETTİ
Dolandırıcılar kadının dış dünyayla bağlantısını da kesti. Eski telefonunu su dolu bir kabın içine koymasını istediler. Süreç içinde “oğlum” diye kaydettiği sözde polise önce altınlarını teslim etti, sonra banka hesapları boşaltıldı. Ve sonunda yıllardır yaşadığı evi sattı.
BANKA ÇALIŞANLARI ŞÜPHELENDİ, KADIN REDDETTİ
Bu sırada banka çalışanları yüksek miktardaki para transferlerinden şüphelendi. "Kendisini hakim, savcı olarak tanıtan kişilere mi para gönderiyorsunuz” diye sordular. Ancak mağdur kadın banka çalışanlarını, kendisine dolandırıcılar tarafından ezberletilen cümlelerle reddetti. Çünkü kendisinin dolandırıcılık vakasının değil, bir operasyonun parçası olduğuna inandırdı.
UÇAĞA BİNDİRİP ALMANYA’YA GÖNDERDİLER
Ve son perde. Dolandırıcılar işi bir tık daha ileri götürdü. Sözde savcı ile konuşup operasyonu yurt dışına taşıdıklarını, kendisinin de gitmesi gerektiğini söylediler. Mağdur kadın bilet alıp Almanya'ya kızının yanına gitti. İndiğinde telefonuna baktı, tüm yazışmalar silinmişti. Ama o yine de şüphelenmedi. Kızının, “anne sen dolandırılmışsın” sözlerine, “hayır gizlilik sözleşmesi var” dedi. Ancak ortada ne polis, ne de gizli bir operasyon vardı. Geriye 15 milyon liraya yakın maddi ve onarılması güç manevi zarar kaldı.
“GİZLİLİK KARARI VAR DEDİLER ÜRKTÜM”
HABERTÜRK’e konuşan mağdur Müge Törgay, şüphelilerin kendisine ulaştığında çok korktuğunu ifade ederek, “Çarpıntı başladı. Çok ürküttü. Üç haftalık bir operasyon dediler, gizlilik kararı vardı ve beni o korkuttu. O yüzden söylenen her şeye uymam gerektiğini düşündüm” dedi.
“TELEFONLARINI SUYA KOYDURDULAR
Şüphelilerin kendisi ile iletişim kurmak için parola da belirlediklerini anlatan Törgay, “Parola ise, onlar bana ‘Müge’ diyecekti, ben de onlara ‘Perihan’ diyecektim. Eski telefonlarımı da suya koydurdular.
“ALTINLARI ALMAYA GELEN MİT’TEN DEDİLER”
Kasadan altınlarını alıp sözde MİT görevlisine teslim ettiğini belirten mağdur, “Kasadan bütün her şeyi almamı söylediler. ‘Eve gelince eldiven giyin. Bunları bir havlunun üzerine koy, yan yana diz’ dediler. Almaya gelen kişinin MİT’ten olduğunu söylediler. “3 dakikalık bir operasyon” dediler” diye konuştu.
KIZI: DOLANDIRILDIN, ANNESİ: HAYIR GİZLİLİK VAR
Almanya’ya gidip kızının soruları ile dolandırıldığı ortaya çıksa da ikna olmadığını belirten kadın, “Kızıma ‘şuan evde dinleniyoruz wifi var’ dedim. Dışarı çıkıp anlattığımda ‘anne dolandırılmışsın’ dedi. ‘Hayır gizlilik sözleşmesi var’ dedim. Gerçek ortaya çıkınca çok büyük utanç hissettim. Korku unsuru çok fazlaydı.
“HAKİM-SAVCI, POLİS ARAYIP PARA İSTEMEZ”
Hukukçular ise konuya ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlattığını belirterek, dolandırıcılık vakalarında kritik noktalara dikkat çekiyor. Mağdur Müge Törgay’ın avukatı Mahcemal Seyhan, “Hiçbir kamu görevlisi, hiçbir polis, hiçbir hakim-savcı sizleri arayarak kasadaki paranızı, evinizdeki altını hiçbir şekilde istemezler. Herhangi bir soruşturma için sizleri aramazlar.
