Kıbrıs’ı Girit üzerinden Avrupa elektrik sistemine bağlayacak yaklaşık 900 kilometrelik denizaltı elektrik kablosu için çalışmaların iki ay içinde yeniden başlaması bekleniyor. Ancak projenin en kritik bölümü, kablonun güzergâhının Türkiye’nin hak ve yetkisi olan deniz alanlarına yaklaşması.
İşte bu noktada Yunanistan’ın önüne çıkan siyasi ve hukuki sorun için Fransız şirketi üzerinden yeni bir yöntem geliştiriliyor.
ATİNA DEĞİL PARİS DEVREYE GİRECEK
Projenin finansman ve yönetiminde artık Fransa çok daha güçlü bir konumda. Fransız altyapı yatırım grubu Meridiam, Ağustos ayında GSI şirketinin yüzde 66’sını alarak çoğunluk hissedarı oldu. Denizaltı kablosunun üretimi ve döşenmesi görevini ise bir başka Fransız şirketi Nexans üstleniyor. Böylece proje fiilen Yunanistan-Güney Kıbrıs ekseninden çıkıp Fransa’nın da doğrudan ticari ve stratejik çıkarının bulunduğu bir projeye dönüştü.
YUNANİSTAN ARKADAN DOLANIYOR
Atina’nın hesabı da burada değişiyor. Türkiye’nin deniz yetki alanları konusunda itiraz ettiği bölgelerde yapılacak araştırma ve kablo döşeme faaliyetleri için Ankara ile doğrudan karşı karşıya gelmek istemeyen Yunanistan’ın, projenin Fransız ortağı üzerinden yeni bir iletişim kanalı oluşturacağı ifade ediliyor.
Yunanistan’ın son formülüne göre Meridiam’ın, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bölge ülkelerine çalışmaları bildiren bir yazı göndermesi üzerinde duruluyor. Böylece Yunanistan’ın doğrudan yapacağı bir başvuru görüntüsünden kaçınılırken, projeyi yürüten Fransız şirketinin Ankara ile temas kurmasının önü açılıyor.
Ankara’nın pozisyonu net: Türkiye, denizaltı kablosu projelerine karşı olmadığını ancak araştırma veya kablo döşeme faaliyetlerinin Türkiye’nin deniz yetki alanı olarak gördüğü bölgelerde yapılması halinde, ilgili geminin bayrak devleti tarafından Türk makamlarıyla diplomatik kanallar üzerinden koordinasyon kurulması gerektiğini belirtiyor.
YUNANİSTAN BAŞVURU YAPMAYACAK
Meselenin düğüm noktası burada. Atina, Ankara’nın deniz yetki alanı iddialarını kabul etmiyor. Dolayısıyla Yunanistan’ın Türkiye’ye yapacağı resmi bir başvuru, Ankara’nın söz konusu bölgelerdeki hak ve yetki iddialarının fiilen muhatap alınması anlamına gelebilir. Bu nedenle ortaya çıkan yeni formül, “Yunanistan Türkiye’den izin istiyor” görüntüsünü ortadan kaldırmayı, buna karşılık ticari faaliyeti yürüten Fransız şirketinin Ankara’yla temas kurmasını hedefliyor.
Yunanistan açısından bu, diplomatik açıdan daha kullanışlı bir ara formül olduğu kadar kurnazca bir baypas girişimi.
Türkiye ise meseleye ulusal çıkarları açısından bakıyor. Kimin başvurduğu değil, hangi deniz alanında ne faaliyet yapıldığı önemli.
Ankara’nın yaklaşımı, bir Fransız şirketinin projeyi üstlenmesinin Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin görüşünü değiştirmeyeceği yönünde.
