Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ülkenin ekonomik gündemine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Şimşek, yaşanan sürecin sadece enerji fiyatlarıyla sınırlı olmadığını belirterek, savaşın petrol, doğalgaz, kimya, gübre, helyum ve çip üretiminde kullanılan hammaddeler gibi birçok kritik alanda arz şoku yarattığını söyledi.
Cnntürk kanalında soruları yanıtlayan Bakan Şimşek, bölgenin enerji ve temel hammadde üretimi açısından önemine işaret ederek, savaşın etkilerinin sadece ham petrol ve doğalgaz sevkiyatında değil, üretim zincirinin birçok halkasında hissedildiğini ifade etti.
“BU ŞOK ÇOK BOYUTLU”
Bakan Şimşek, petrol fiyatlarındaki artışın tekstilden ayakkabıya, gübreden tarımsal üretime kadar birçok alanda doğrudan ve dolaylı maliyet yarattığını söyledi. Şimşek, gübre kullanımının azalmasının tarımsal verimi etkileyebileceğini, bunun da gıda fiyatları üzerinde ek baskı oluşturabileceğini belirtti.
Küresel büyümenin de bu süreçten olumsuz etkilendiğini kaydeden Şimşek, finansal koşulların sıkılaştığını, risk priminin etkilendiğini ve Türkiye’nin ihracat yaptığı bazı ülkelerde talep daralması yaşanabileceğini dile getirdi.
“EN AZ 5 PUANLIK İLAVE ENFLASYONİST BASKI VAR”
Şimşek, savaşın başında beklentilerin çatışmaların kısa sürede sona ereceği yönünde olduğunu ancak sürecin uzadığını söyledi. Geçmişteki enerji şoklarında yaklaşık 4,5 milyon varillik etkinin konuşulduğunu belirten Şimşek, bugün 20 milyon varillik etkinin söz konusu olduğunu ifade etti.
Bakan Şimşek, doğrudan ve ikincil etkiler dikkate alındığında, mevcut petrol fiyatlamaları üzerinden enflasyona en az 5 puanlık ilave baskı oluştuğunu belirterek, “Yüzde 21 olacak idiyse yüzde 26” değerlendirmesinde bulundu.
“BU SÜREÇ UZADIKÇA ETKİLERİ DAHA YOĞUN OLABİLİYOR”
Şimşek, ekonomik tahminlerin belirli varsayımlara dayandığını, ancak dünya ekonomisinin lineer bir çizgide ilerlemediğini söyledi. Petrol fiyatı, cari açık, büyüme ve enflasyon gibi göstergeler için modeller kurulduğunu belirten Şimşek, şokların öngörülmesinin ve fiyatlanmasının her zaman mümkün olmadığını vurguladı.
2025 yılında da çoklu şoklar yaşandığını ifade eden Şimşek, İBB davası, ABD’nin ticaret savaşları, İsrail-İran savaşı, zirai don ve kuraklık gibi gelişmelerin ekonomiyi etkilediğini söyledi.
“ENFLASYON HEDEFLERİNİ TUTTURAMADIĞIMIZDA BUNLARA SIĞINMAM”
Bakan Şimşek, enflasyon hedeflerinde sapma yaşandığında dış şoklara sığınmadığını belirterek, yapısal konuların da etkili olduğunu söyledi. Orta Vadeli Program’ın her yıl güncellendiğini hatırlatan Şimşek, programın başlangıçta deprem sonrası makro ekonomik riskleri yönetmeye odaklandığını ifade etti.
Şimşek, 2023’te yaşanan depremin yeniden inşa ve kaynak ihtiyacı doğurduğunu, Kur Korumalı Mevduat gibi unsurların da ekonomi yönetiminin önceliklerini belirlediğini söyledi.
“TAMPONLARI İNŞA ETTİK”
Şimşek, ekonomi programının temel amacının makro finansal istikrarı sağlamak olduğunu belirterek, dezenflasyon, bütçe disiplini ve cari dengenin yönetilebilir seviyede tutulmasının öncelikler arasında yer aldığını söyledi.
Zor bir coğrafyada yaşandığını ifade eden Şimşek, savaşlar ve bölgesel krizlerin Türkiye’nin kontrolünde olmayan gelişmeler olduğunu belirtti. Buna karşılık rezerv birikiminin önemine değinen Şimşek, Türkiye’nin rezervlerinin 5 aylık ithalatı karşılayacak seviyeye geldiğini söyledi.
“PETROL FİYATI DÜŞÜNCE EN FAZLA OLUMLU ETKİLENECEK ÜLKELERİN BAŞINDA TÜRKİYE VAR”
Şimşek, savaşın sona ermesiyle birlikte enerji arzında normalleşme yaşanabileceğini belirterek, petrol fiyatlarındaki düşüşten Türkiye’nin olumlu etkilenecek ülkelerin başında geldiğini söyledi.
Türkiye’nin son 23 yılda petrol ve doğalgaz ithalatına 1,1 trilyon dolar ödediğini belirten Şimşek, enerji fiyatlarındaki gerilemenin enflasyona hızlı şekilde yansıyacağını ifade etti.
“ENFLASYON DÜŞÜŞ TRENDİNE DEVAM EDECEK”
Bakan Şimşek, enflasyonun düşüş trendinde olduğunu ancak hayat pahalılığıyla mücadelenin bitmediğini söyledi. Türkiye’de hane halkı harcamalarında kira, gıda ve ulaştırmanın büyük pay tuttuğunu belirten Şimşek, bu üç kalemin ortalamada harcamaların yüzde 67’sini oluşturduğunu kaydetti.
En düşük gelir grubunda ise bu oranın yüzde 77’ye ulaştığını belirten Şimşek, bu nedenle konut arzı, gıda arzı ve ulaştırma maliyetlerine yönelik politikaların önem taşıdığını söyledi.
“KİRA ENFLASYONU YÜZDE 30-35 ARALIĞINA İNER”
Şimşek, kira enflasyonuyla mücadelede konut arzının artırıldığını belirtti. Deprem bölgesinde 500 bin konutun teslim edildiğini, bu yıl 120 bin konutun daha teslim edileceğini söyleyen Şimşek, bölgede kira enflasyonunun yüzde 20 seviyesine indiğini ifade etti.
Ülke genelinde kira enflasyonunun hâlâ yüzde 50’nin biraz altında olduğunu belirten Şimşek, sosyal konut projeleri ve kamu kaynaklarıyla yapılacak ilave konutlarla konuta erişimin kolaylaşacağını söyledi. Şimşek, yıl sonu itibarıyla kira enflasyonunun yüzde 30-35 aralığına gerilemesini beklediklerini dile getirdi.
“GIDA ARZINI ARTIRMAYA YÖNELİK CİDDİ ÇABA VAR”
Gıda fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, konunun mevsimsel boyutunun yanı sıra arz ve tedarik zinciriyle ilgili yapısal tarafları olduğunu söyledi. Organize tarım bölgeleri ve örtü altı sera üretiminin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü belirten Şimşek, bu adımların sonuçlarının 2-3 yıl içinde daha net görüleceğini ifade etti.
Şimşek, tarladan tüketiciye uzanan zincirde fire oranlarının düşürülmesi gerektiğini belirterek, Hal Yasası’nın bu konuda yapısal çözüm sağlayabileceğini söyledi.
“DOĞRU YOLDAYIZ”
Şimşek, savaş ve iklim kaynaklı konjonktürel sorunlara rağmen Türkiye’nin enflasyonla mücadelede doğru yolda olduğunu söyledi. Dezenflasyonun önceliklendirildiğini belirten Şimşek, eşel mobil uygulamasıyla bütçe gelirlerinden feragat edildiğini hatırlattı.
Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde gelir dağılımının bozulduğunu ifade eden Şimşek, son iki yılda gelir dağılımında iyileşme başladığını ve çalışanların milli gelir içindeki payının arttığını söyledi.
“TEK HANEYE İNMEDEN KALICI RAHATLIK OLMAZ”
Bakan Şimşek, enflasyonu kalıcı olarak tek haneye indirme hedefini vurgulayarak, bu seviyeye ulaşılmadan sanayici ve vatandaş açısından kalıcı rahatlamanın sağlanamayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğinin ekonomi programı açısından önemli olduğunu belirten Şimşek, siyasi sahiplenmenin enflasyonla mücadelede kritik rol oynadığını ifade etti.
“REEL SEKTÖRÜN SESİNE KULAK ASIYORUZ”
Şimşek, reel sektörün finansmana erişimde sıkıntı yaşadığını kabul ederek, bu sıkıntıları hafifletmek için yoğun çaba içinde olduklarını söyledi. İhracatçılara sağlanan reeskont kredilerinin günlük 300 milyon TL’den 4,5 milyar TL’ye çıkarıldığını belirten Şimşek, Eximbank sermayesinin de artırıldığını ifade etti.
Çiftçilere, esnafa, KOBİ’lere ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin sürdüğünü aktaran Şimşek, yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın öncelikli alanlar olduğunu söyledi.
“PROGRAMI TEDAVİ GİBİ DÜŞÜNÜN”
Küresel ticarette yaşanan kırılmalara dikkat çeken Şimşek, korumacılığın arttığını, Çin ve ABD arasındaki ticaret gerilimlerinin Türkiye dahil birçok ülkeyi etkilediğini söyledi.
Ekonomi programının yan etkileri olabileceğini ancak programdan vazgeçmenin doğru olmayacağını belirten Şimşek, “Tedavinin yan etkisi var diye tedaviden vazgeçer misiniz?” ifadeleriyle programın amacının dış açık, bütçe açığı ve enflasyon gibi temel sorunları yapısal dönüşümle çözmek olduğunu vurguladı.
“TÜRKİYE’YE SERMAYE VE YETENEK ÇEKMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Şimşek, Türkiye’ye yatırım çekmek amacıyla yeni düzenlemeler yapıldığını söyledi. Üretimi önceleyen kurumlar vergisi indirimleri, transit ticaret, hizmet ihracatı ve nitelikli hizmet merkezleri için getirilen vergi istisnalarının Türkiye’yi bölgesel merkez haline getirmeyi hedeflediğini belirtti.
Dünyada sermaye, girişimci ve yetenek çekme yarışının hızlandığını belirten Şimşek, Türkiye’nin de bu yarışta daha güçlü konuma gelmesi için çalışıldığını ifade etti.
“SİSTEMİN DIŞINDAKİ KAYNAKLAR SİSTEMİN İÇİNE GİRSİN İSTİYORUZ”
Varlık barışına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şimşek, düzenlemenin amacının vergisel kolaylık sağlamak ve sistem dışındaki kaynakların finansal sisteme girmesini teşvik etmek olduğunu söyledi.
Sisteme girecek kaynakların yüzde 5 vergiye tabi olacağını belirten Şimşek, kaynakların banka sistemi üzerinden takip edilebilir hale gelmesinin önemine dikkat çekti.
