Hafızamız bizi bu ritimle her seferinde yüzyıllar öncesine fırlatsa da, 'Ceddin Deden', aslında bir imparatorluğun en zorlu, en kırılgan döneminde; 20'nci yüzyılın başında küllerinden doğan bir modern hafıza restorasyonu projesi olarak oluşturuldu. Üstelik bu köklü ses, sadece kendi iç dünyamızın motivasyon kaynağı olmakla kalmıyor; küresel diplomasinin en üst düzey arenalarında, gücün ve egemenliğin akustik bir ilanı olarak da dünyayı selamlıyor.

REKLAM

Tarih sayfalarını biraz geriye, imparatorluğun en radikal kırılma noktalarından birine saralım. Yeniçeri Ocağı'nın 16 Haziran 1826'da Sultan II. Mahmud tarafından kapatılması sadece askeri ve siyasi bir dönüşüm değildi; aynı zamanda müzikal geleneğin de tasfiyesiydi. Ocakla o kadar bütünleşmiş olan Mehterhane-i Hakani de bu operasyondan nasibini alarak kapatıldı. Yerine, Batı tarzı askeri mızıka okulu olan Muzıka-i Hümayun kurularak başına İtalyan besteci Donizetti Paşa getirildi.

Sultan II. Mahmud (1785 - 1839)
Sultan II. Mahmud (1785 - 1839)

KİTLELERİ AYAĞA KALDIRACAK SES GEREKİYORDU

Takvimler 1900'lerin başını gösterdiğinde, Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar'dan; Trablusgarp'a kadar her cephede varoluş mücadelesi verirken, orduya ve millete sadece teknik bir bando değil; ruhu olan, kökleri bu toprağa basan, kitleleri psikolojik olarak ayağa kaldıracak bir ses gerekiyordu. Çünkü Batı'nın koroları, o varoluşsal sancıyı dindirmeye yeterli gelmiyordu.

AHMET MUHTAR PAŞA'NIN ETKİSİ

İşte tam bu akustik ve ruhi boşluğun ortasında, Askerî Müze'nin ilk müdürü ve kurucusu olan Ahmed Muhtar Paşa radikal bir karar aldı. Müze depolarında çürümeye yüz tutmuş eski mehter enstrümanlarını, sancakları ve zırhları inceleyen Paşa, tarihi mehter geleneğini modern bir bando disipliniyle yeniden ihya etmeye karar verdi. 1911'de kurulan bu yeni topluluk, modern dünyanın estetiğiyle yoğrulmuş bir 'Neo-Mehter' akımının ürünüydü.

 Ahmed Muhtar Paşa (1839 - 1919)
Ahmed Muhtar Paşa (1839 - 1919)
REKLAM

MUALLİM İSMAİL HAKKI BEY'İN DOKUNUŞUYLA ŞEKİLLENDİ

Bu yeni ve dinamik yapının vitrin eseri ise Osmanlı askeri musikisinin dahi ismi Muallim İsmail Hakkı Bey'in dokunuşlarıyla şekillenen 'Ceddin Deden' marşı oldu. İsmail Hakkı Bey, geleneksel askeri yürüyüş ritmini alıp Batı'nın çok sesli armoni disipliniyle öyle bir harmanladı ki, ortaya çıkan eser hem çok tanıdık hem de daha önce hiç duyulmamış kadar güçlü bir modern etkiye sahip oldu.

'CEDDİN DEDEN'

Ceddin deden, neslin baban

Ceddin deden, neslin baban

En kahraman Türk milleti

Orduların, pek çok zaman

Vermiştiler dünyaya şan

Orduların, pek çok zaman

Vermiştiler dünyaya şan

Türk milleti, Türk milleti

Türk milleti Türk milleti

Aşk ile sev milliyeti

Kahret vatan düşmanını

Çeksin o mel'un zilleti

Kahret vatan düşmanını

Çeksin o mel'un zilleti

Bu dizeler, o dönem imparatorluğun entelektüel çevrelerinde ve askeri bürokrasisinde dalga dalga yayılan Türkçülük ve milliyetçilik akımının askeri musikiye izdüşümüydü. Marş, doğrudan 'Millet' ve 'Soy' kavramlarını merkezine aldı.

Muallim İsmail Hakkı Bey (1865 - 1927)
Muallim İsmail Hakkı Bey (1865 - 1927)

KİTLE PSİKOLOJİSİ MANİFESTOSU

Bu dizeler, o dönem imparatorluğun aydınları arasında dalga dalga yayılan Türkçülük ve milliyetçilik akımının askeri musikiye izdüşümüydü. Hüseyni makamının o hem vakur hem de hafif hüzünlü yapısı, ortaya sadece bir askeri marş değil, adeta bir kitle psikolojisi manifestosu çıkardı. Marş, bireye; "Sen sadece kendinden sorumlu değilsin. Arkanda koca bir tarih, omuzlarında ise geleceğe taşınması gereken bir miras var" diyor.

İşte bu köklü manifesto, günümüzde Türkiye'nin küresel arenadaki en güçlü yumuşak güç unsurlarından biri haline geldi. 'Ceddin Deden', Ankara'daki 36'ncı NATO zirvesinin karşılama töreninde bir kez daha ortaya son derece ritmik ve sarsıcı bir karakter koydu.

20'nci yüzyılın başındaki karanlık günlerde cephedeki askerlerden; en ücra köydekilere kadar tüm millete moral aşılamak için bestelenen 'Ceddin Deden', bugün uluslararası askeri ittifakların en prestijli törenlerinden; uluslararası spor karşılaşmalarına kadar Türkiye'nin işitsel imzalarından birine dönüştü.