Sağlıkta devrim olarak değerlendirilen gelişmelerden biri de zayıflama iğneleri. Uzmanlar çoğu kişinin bu iğnelerle ilgili pek bilinçli olmadığına ve asıl amacın anlaşılamadığına dikkat çekiyor. Oysa her ilaç ya da tedavi yönteminde olduğu gibi zayıflama iğnelerinin de doğru hastada, doğru zamanda ve doğru şekilde kullanılmasının önemli yararları bulunabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı - Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş konuyla ilgili olarak; “Bu konuda iki uç örnekle karşı karşıyayız. Bir tarafta sadece birkaç kilo vermek isteyen ve tıbbi gereklilik olmadan bu ilaçları kullanmaya çalışan kişiler var. Diğer tarafta ise obezite tanısı bulunan ve bu tedavilerden yarar görebilecek olmasına rağmen yanlış bilgiler nedeniyle korkup tedaviden uzak duran bireyler. Oysa obezite kronik bir hastalıktır ve uygun hastalarda, doktor kontrolünde uygulanan ilaç tedavileri son derece ciddi faydalar sağlayabilir. Buradaki temel sorun, bilimsel gerçeklerle sosyal medyada dolaşan iddiaların birbirine karıştırılmasıdır” diyor.

REKLAM

ZAYIFLAMA İĞNELERİNE DAİR HER ŞEY

Peki zayıflama iğneleri tam olarak nasıl etki ediyor, kimler için uygun görülüyor, hangi yan etkiler görülebiliyor ve gelecekte neler bekleniyor? Prof. Dr. Murat Baş, görev yaptığı üniversitede, Gastroenteroloji Diyetisyenliği Derneği iş birliğiyle düzenlenen 15. Ulusal Sağlıklı Yaşam Kongresi'nde de masaya yatırılan zayıflama iğneleriyle ilgili olarak kamuoyunda merak uyandıran sorularımızı yanıtladı. Bu sayede hem doğru bilinen yanlışları ortaya koydu hem de güncel bilimsel gelişmeleri değerlendirmiş oldu. İşte sorularımızın bilimsel yanıtları:

Sizce son dönemde zayıflama iğnelerine olan ilgi artışının nedeni nedir? Bu ilaçların etki mekanizmaları nasıldır ve diğer kilo verme yöntemlerinden ne tür farkları vardır?

Son yıllarda obezite tedavisinde elde edilen başarılı sonuçlar, bu ilaçlara olan ilgiyi çok artırdı. Bu ilaçlar iştahı düzenleyen bağırsak hormonlarını taklit ederek çalışıyor. Tokluk hissini artırıyor, mide boşalmasını yavaşlatıyor ve kişinin daha az enerji almasına yardımcı oluyor. Bu özellikleriyle, geçmişte kullanılan kilo verme ilaçlarına göre daha etkili sonuçlar sağlıyor. Aralarındaki temel fark, bunların doğrudan yağ yakıcı ilaçlar olmayıp kişinin enerji alımını azaltmaları ve kilo kaybını desteklemeleridir.

Zayıflama iğneleriyle ilgili toplumda doğru bilinen çok sayıda yanlış var. Sizce en sık karşılaşılan yanlış inanışlar hangileri?

REKLAM

En büyük yanlış inanış bu ilaçların “mucize” yarattığı düşüncesi. Bir diğer yanlış ise herkes tarafından kullanılabileceği inanışı. İlacı kullanan kişinin diyet yapmasına veya fiziksel aktiviteye ihtiyaç olmadığı yönündeki algı da yanlış inanışlar arasında bulunuyor. Oysa bu ilaçlar en etkili sonuçları tek başlarına kullanıldıklarında değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte uygulandıklarında veriyor.

Günümüzde kullanılan zayıflama iğnelerinin türleri nelerdir? Bu ilaçları önceki tedavilerden ayıran özellikler hangileridir?

Günümüzde obezite tedavisinde “liraglutid”, “semaglutid” ve “tirzepatid” gibi etken maddelere sahip yeni nesil ilaçlar yaygın kullanılıyor. Liraglutid günlük enjeksiyon şeklinde uygulanırken semaglutid ve tirzepatidin uygulaması haftada bir kez yapılıyor. Semaglutid GLP-1 hormonunu taklit ederken, tirzepatid hem GLP-1 hem de GIP adı verilen iki farklı hormonal yolak üzerinde etki gösteriyor. Bu nedenle bazı çalışmalarda daha yüksek kilo kaybı oranları görülebiliyor. Ayrıca son yıllarda enjeksiyon dışında ağızdan kullanılan tablet formlar üzerinde de önemli gelişmeler yaşanıyor. Yeni nesil ilaçların en önemli avantajı daha yüksek kilo kaybı sağlamaları ve uygulama sıklığının azalması. Haftalık kullanım kolaylığı tedaviye uyumu artırıyor. Bunun dışında sadece kilo vermeye değil, metabolik sağlığın iyileştirilmesine de katkı sağlıyorlar.

REKLAM

Fazla kilosu olan her birey zayıflama iğnesi kullanabilir mi? Bu ilaçlar kimler için uygun?

Bu ilaçları kullanmanın bazı kriterleri var. Her fazla kilosu olan kişi için uygun değiller. Genel olarak beden kütle indeksi 30 kg/m² ve üzerinde olan obezitesi olan bireylerde veya beden kütle indeksi 27 kg/m² üzerinde olup diyabet, hipertansiyon ya da uyku apnesi gibi ek sağlık sorunları bulunan kişilerde uzman değerlendirmesi sonucunda kullanılmalıdır. Bunlar yaşam tarzı ürünleri değil, tıbbi tedavi yöntemleri oldukları için hekim değerlendirmesi olmadan kesinlikle başlanmamalı, diyetisyen takibinde olunmalı ve direnç egzersizi ile kas kaybının önlenmesi sağlanmalıdır. Hastanın sağlık geçmişi, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve obezite düzeyleri de dikkate alınmalı, İki-üç kilo fazlası olan kişilerin estetik kaygılarla kullanmalarının doğru olmadığı bilinmelidir.

Zayıflama iğnelerinin olası yan etkileri nelerdir? Kullanım sürecinde hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?

REKLAM

En sık görülen yan etkiler; bulantı, kusma, mide rahatsızlığı, kabızlık ve ishaldir. Bunlar genellikle tedavinin ilk dönemlerinde ortaya çıkar ve zamanla azalabilir. Buna karşın şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, ciddi sıvı kaybı, ani gelişen sağlık sorunları veya beklenmeyen yan etkiler görüldüğünde mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Zayıflama iğnelerini kullanırken beslenme ve egzersiz alışkanlıkları ne oranda etkilidir? İlaç tek başına yeterli olur mu?

İlaç tek başına yeterli değildir. Kalıcı başarı için sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve davranış değişikliği şarttır. İlaçların bu süreci destekleyen araçlar olup tek başlarına çözüm olmadıklarını bilmek gerekir.

Kamuoyunda sıkça sorulan bir soru iğne bırakılınca verilen kiloların geri alınıp alınmayacağı. Bu konudaki bilimsel veriler neye işaret ediyor?

Obezite kronik bir hastalıktır. Tedavi bırakıldığında iştah mekanizmaları tekrar eski düzeyine dönebilir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları sürdürülmezse kilo geri alımı görülebilir. Ancak bu her bireyde aynı şekilde gerçekleşmez. Bilimsel çalışmalara göre, yaşam tarzı değişikliği yapmayan kişilerin yüzde 60-70’i ilacı bıraktıktan sonra yeniden kilo alıyor.

REKLAM

Bu tedavi bir uzman kontrolünde gerçekleşmezse hızlı kilo kaybına bağlı kas kaybı veya besin öğesi eksiklikleri yaşanabilir mi? Kullanıcılar nelere dikkat etmeli?

Hızlı kilo kaybı sırasında yalnızca yağ değil, kas dokusunda da kayıplar yaşanabilir. Bu nedenle yeterli protein alımı, direnç egzersizleri, düzenli doktor ve diyetisyen kontrolü büyük önem taşır. Bu noktada, hastaların besin öğesi eksiklikleri açısından da (özellikle vitamin ve mineraller) izlenmeleri gerekir.

Zayıflama iğnelerinin kullanımının son dönemde özellikle gençler ve normal kiloya yakın bireyler arasında arttığı görülüyor. Bu eğilimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu durum endişe verici. Özellikle sosyal medya etkisiyle ideal olmayan beden algıları oluşması tehlikeli bir durum. Tıbbi gereklilik olmadan kullanılan ilaçlar gereksiz risk oluşturabilir. Bu tedaviler kozmetik amaçlı olmadığı için sadece sağlık amacıyla gerçekleştirilmelidir.

Son araştırmalar, bu ilaçların sadece kilo vermeye değil kalp-damar sağlığına da katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Bu konuda ne tür gelişmeler öne çıkıyor?

REKLAM

Son yıllarda yapılan çalışmalar, bazı ilaçların kalp-damar hastalığı riskini azaltabileceğini, kan şekeri kontrolünü iyileştirebildiğini ve metabolik sağlığa olumlu katkılar sağlayabildiğini gösteriyor. Bu nedenle artık sadece kilo kaybına değil, genel sağlık üzerindeki etkilerine de odaklanıyoruz.

Sosyal medyada çoğu zaman “mucize zayıflama yöntemi” olarak sunulan bu ilaçlar hakkında gerçekten mucize bir çözümden mi bahsediyoruz yoksa daha gerçekçi beklentilerden mi?

Bilimde “mucize” kavramı yoktur. Elimizde geçmişe göre çok daha etkili tedaviler olduğu bir gerçek. Ancak hiçbir ilaç sağlıklı beslenmenin, fiziksel aktivitenin ve davranış değişikliğinin yerini tutamaz. Beklentilerin gerçekçi olması gerek.

Prof. Dr. Murat Baş
Prof. Dr. Murat Baş

Son bilimsel çalışmalar ışığında obezite tedavisinde yakın gelecekte nelerle karşılaşacağız?

Önümüzdeki dönemde daha etkili ve daha az yan etkiye sahip ilaçlara kavuşacağız. Birden fazla hormonal mekanizmayı hedefleyen yeni moleküller geliştiriliyor. Ayrıca enjeksiyon yerine ağızdan kullanılabilen tedavilerin yaygınlaşması bekleniyor. Kişiye özel tedavi yaklaşımları ve yapay zekâ destekli takip sistemleri de obezite yönetiminde daha fazla yer tutacak. Burada sözünü ettiğimiz şey, yapay zekânın tek başına tedavi vermesi değil, sağlık profesyonellerine ve hastalara daha kişiselleştirilmiş öneriler sunması. Burada kişinin yaşına, sağlık durumuna, kan değerlerine, fiziksel aktivite düzeyine, uyku düzenine ve beslenme alışkanlıklarına göre en uygun tedavi planının oluşturulması konusundaki yardımdan bahsediyorum. Giyilebilir teknolojilerden elde edilen verilerin analiz edilerek kişinin kilo verme sürecindeki riskleri önceden belirlenebilecek, tedaviye uyumu artırılabilecek ve gerektiğinde erken uyarılar gerçekleşecek. Yakın gelecekte yapay zekâ destekli uygulamaların bireylere hangi besinleri tercih etmeleri gerektiği, porsiyon kontrolü, öğün planlaması ve fiziksel aktivite önerileri konusunda daha kişiselleştirilmiş rehberlik sunacağını düşünüyoruz. Böylece obezite tedavisinde “herkese aynı yaklaşım” yerine, “bireyin özelliklerine göre şekillenen daha hassas ve etkili bir dönem” yaşayacağız.