Henüz ilkokul çağlarında İsviçreli yazar Erich von Däniken'ın ünlü kitabı 'Tanrıların Arabaları'nı elimden düşürmez, bazı sayfalarını tekrar tekrar okurdum. Piramit merkezli antik Mısır'a olan ilgim o yaşlarda başladı. Sık sık Mersin Halk Kütüphanesi'ne gider antik Mısır ile ilgili kitaplar okurdum.
Mikerinos - Keops - KefrenGeçtiğimiz hafta yaptığım Mısır seyahati, çocukluk hayalimin gerçeğe dönüşmesi anlamına sahipti. Antik çağların büyüleyici atmosferi, çölün ortasında yükselen binlerce yıllık mühendislik harikaları ve 11 ülkeden geçen dünyanın en uzun nehri Nil'in hayat verdiği topraklarda; Gize Piramitleri'ni, Karnak Tapınağı'nı, Krallar Vadisi'ni, Hatşepsut Tapınağı'nı ve 1 Kasım 2025'te açılan Medeniyet Müzesi'ni gezmek, zamanın ötesine yapılan bir yolculuk gibiydi. Nil Nehri'ndeki tekne turu, çöl safarisi ve Kızıldeniz'in serin sularındaki dalış ise bu büyülü yolculuğun ayrı birer keyfi oldu.
4 - 5 BİN YIL ÖNCESİNE IŞINLANIYORSUNUZ
Başkent Kahire'de çölün silüetini süsleyen Keops, Kefren ve Mikerinos'tan oluşan Gize Piramitleri'nin karşısına geçtiğiniz an, insan aklının ve emeğinin sınırlarını sorgulayarak; "O dönemin şartlarında bunları nasıl yaptılar?" sorusuyla karşı karşıya kalmaktan geri duramıyorsunuz.
Dünyanın 7 harikasından ayakta kalan tek yapı olan Keops'un gölgesinde yürüyüp, ardından gizemli bakışlarıyla çölü gözleyen Büyük Sfenks'i selamlarken, zihinsel olarak 4 - 5 bin yıl öncesine ışınlanıyorsunuz.
NASIL YAPTILAR?
Kahire'den güneye, Nil Nehri boyunca indiğinizde karşınıza çıkan Luksor, kelimenin tam anlamıyla bir başka zaman makinesinin düğmesi olma özelliğine sahip. Dev muazzam sütunlarıyla göz kamaştıran Karnak Tapınağı'nın önüne gelince kendinize şu soruyu bir kez daha sormadan edemiyorsunuz; "O dönemin şartlarında bunları nasıl yaptılar?"
Karnak TapınağıRENKLER İLK GÜNKÜ GİBİ
6.853 kilometrelik Nil Nehri'nin batı yakasında firavunların mezarının bulunduğu Krallar Vadisi'nde dağların içine oyulmuş renkleri hâlâ ilk günkü gibi canlı duran mezar odaları, antik Mısır'ın ölümden sonraki yaşama olan tutkulu inancını gözler önüne seriyor. İzlediğim belgesellerde arkeologların dediğine göre; Krallar Vadisi'nde bulunmayı bekleyen daha birçok firavun mezarı, çözülmesi gereken daha birçok metin bulunuyor.
Her gittiğim ülkede olduğu gibi, Mısır'da da tarihi mekânlara ve müzelere olan yaklaşımı, ülkemizdeki uygulamalarla kıyaslamadan edemedim. Şunu gururla söyleyebilirim ki; tarihi değerlerin gün yüzüne çıkarılması, tanıtılması ve müzelerin yaşayan, ilgi gören merkezlere dönüştürülmesi konusunda ülkemizin çağ atladığını bu alanda katbekat ileride olduğunu Mısır'da da anlamak göğsümü kabarttı. Ancak diğer taraftan, tüm insanlığa ait olan bu dünya mirası yapıların ve eserlerin hak ettiği korumayı ve kurumsal yaklaşımı yeterince göremiyor olması derin bir üzüntü bıraktı.
Öyle ya; Mısırlıların da her fırsatta gururla dile getirdiği gibi, insanlık medeniyetinin temellerinin atıldığı bu topraklar, tüm dünya tarihi açısından hayati bir önem taşıyor.
UZAYLI İDDİALARINA FENA HALDE İÇERLİYORLAR
Bu arada ilginç bir detayı da paylaşmam gerek; Mısırlılar, piramitlerin uzaylılar tarafından inşa edildiğine dair iddialara ve teorilere fena halde içerliyor. Bu yüzden, bu iddiayı ortaya atan ilk kişi olan Erich von Däniken'dan hiç haz etmiyorlar. Rehberlerden, yerel halka kadar her Mısırlı; "Medeniyet bu topraklarda, bizim kendi atalarımız tarafından filizlendirildi. Uzaylı iddiaları sadece ticari bir masal" diyerek Antik Mısır'ın gerçek mimarlarına olan bağlılıklarını sık sık vurguluyorlar.
Antik Mısır'ın ikonik mekânlarını gezerken ve Medeniyet Müzesi'ndeki eşsiz eserleri seyrederken zihnimde hep aynı soru dolandı durdu; "Bu eserler, bu devasa miras bizim topraklarımızda olsaydı acaba nasıl yaklaşırdık?" Sorunun cevabı da aynı hızla belirdi; "Böylesine bir dünya mirasını biz çok daha iyi korur, çok daha profesyonel bir vizyonla geleceğe taşırdık."
Zira Gize Bölgesi'nde; Keops, Kefren ve Mikerinos piramitleriyle Büyük Sfenks’i seyrederken, çevre düzenlemesindeki yetersizliklerden tutun da 'görevli' sıfatı taşıyan kişilerin turistlerden sadece bahşiş koparma telaşına düşmesine kadar pek çok organizasyon zafiyetine şahit oldum. Antik Mısır'ın çok daha sıkı ve saygın bir koruma politikasını hak ettiği bir gerçek.
Mısırlılar için antik Mısır'ın yapıları kadar M.Ö 1343'te doğup 9 yaşında kral olan Tutankhamun, daha da milli bir mesele. 19 yaşında hayatını kaybeden Tutankhamun'un hiç bir sefere katılmamasına, hiçbir yapı inşa ettirmemesine rağmen günümüz Mısırlılar için daha da milli bir mesele olmasının nedeni 5.398 parçalık hazinesi.
İngiliz arkeolog Howard Carter tarafından 1922'de bulunan Tutankhamun'un mezarında hazinenin tamamının yerli yerinde olduğu görüldü. Mezar soyguncularının ulaşamaması nedeniyle hazinenin tamamı Mısır'da kaldı. Hazinesinin tamamının Mısır'da olması, Tutankhamun'u günümüz Mısırlılar için diğer firavunlardan daha öne çıkarıyor.
Som altın ölüm maskesinden, savaş arabalarına, meteordan yapılma hançerden, matruşka misali tabutlarına kadar tamamının bir arada sergilenebilmesi, Tutankhamun'un hazinesinin değerini, buna bağlı olarak geçmişle bağlantı kurma arzusunu daha da artırıyor.
DENEME YANILMAYLA EVRİMLEŞTİ
M.Ö 2700'lü yıllardan başlayarak Eski Krallık ve Orta Krallık dönemlerinde firavunların mezarları olarak inşa edilen piramitler, sadece birer anıt mezar değil, aynı zamanda firavunun güneş tanrısı Ra ile buluşmasını simgeleyen dini sembollerdi. Piramitler, basit yer altı mezarlarından başlayıp Gize'deki o pürüzsüz, devasa mühendislik harikalarına uzanan bir deneme - yanılma süreciyle evrimleşti.
Zoser Piramidiİnşa edilen ilk firavun mezarları, 'Mastaba' adı verilen kerpiçten yapılmış, üstü düz ve yanları eğimli tek katlı dikdörtgen yapılardı. Mezar odası ise tamamen yerin altındaydı. M.Ö 2670'de mimar İhotep, Sakkara'da Firavun Zoser için üst üste konulmuş 6 mastabadan oluşan ilk basamaklı piramiti inşa etti. Bu piramit, insanlık tarihinin taştan yapılan ilk büyük anıtsal yapısı oldu. M.Ö 2560 - 2500 arasında inşa edilen Gize Piramitleri, mühendisliğinin zirvesine yerleşti. Keops Piramidi, 3.800 yıl boyunca dünyadaki en yüksek insan yapısı olarak kaldı.
Krallar Vadisi'nde, bugüne kadar 65 farklı mezar ve oda bulundu.KÖLELER İNŞA ETMEDİ
Piramitler hakkındaki en yaygın bilgiler arasında köleler tarafından inşa edildiği bulunuyor. Arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan buluntulara göre piramitlerin inşaatında köleler değil, maaşlı, iyi beslenen, firavuna sadık Mısırlı zanaatkarlar ve çiftçiler çalıştı. Tutankhamon ve II. Ramses dönemi olan M.Ö 1500'lü yıllarda firavunlar mezar soyguncularından korunmak için piramit yapmayı bıraktı. Bunun yerine mezarlarını Krallar Vadisi'ndeki dağların içine gizlice oymayı tercih etti.
Bu olayın gerçek olup olmadığı tarihçileri ikiye bölse de piramitleri ziyaret edenlere özellikle anlatılıyor.
