Diplomatik kaynaklara göre mutabakat metninin en tartışmalı bölümü olarak görülen altıncı madde, ekonomik yeniden yapılanma, kalkınma ve yatırım başlıklarını içeriyor.
Ancak maddenin kaleme alınış biçimi taraflara farklı yorum alanları bıraktığı için daha şimdiden anlaşmanın uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri doğurmaya başladı.
Kalibaf’tan 300 Milyar Dolarlık İddia
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, devlet televizyonuna verdiği röportajda mutabakatın altıncı maddesinin İran’a yönelik yaklaşık 300 milyar dolarlık yatırım öngördüğünü ileri sürdü. Kalibaf’a göre bu kaynakların bir bölümü savaş ve yaptırımlar nedeniyle zarar gören alanların yeniden inşasında kullanılacak, geri kalan kısmı ise ekonomik kalkınma projelerine aktarılacak.
İranlı yetkili, söz konusu düzenlemeyi anlaşmanın Tahran açısından elde ettiği en önemli kazanımlardan biri olarak nitelendirdi. İran medyasında da son günlerde yayımlanan yorumlarda, mutabakatın yalnızca nükleer dosyayı değil aynı zamanda İran ekonomisinin yeniden uluslararası sisteme entegrasyonunu hedeflediği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Ancak Washington cephesinden gelen açıklamalar aynı tabloyu yansıtmıyor. Amerikan yönetimine yakın kaynaklar, anlaşmada İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını öngören açık bir hüküm bulunmadığını vurguluyor. Yetkililere göre metinde ne doğrudan mali yardım ne de otomatik bir kaynak transferi söz konusu.
Trump Yönetimi Farklı Bir Metin Okuyor
Amerikan tarafı, anlaşmanın temel mantığının “performans karşılığında ödül” ilkesine dayandığını savunuyor. Buna göre İran’ın nükleer faaliyetleri, bölgesel politikaları ve güvenlik yükümlülüklerine uyumu ölçülmeden herhangi bir ekonomik açılımın devreye girmesi beklenmiyor.
Başkan Donald Trump da son günlerde yaptığı açıklamalarda İran’a yüz milyarlarca dolar aktarılacağı yönündeki haberleri sert şekilde reddetti. Trump, bu iddiaları “sahte haber” olarak nitelendirirken, mutabakatın ABD’nin stratejik çıkarlarını koruyan bir belge olduğunu savundu.
Washington merkezli bazı düşünce kuruluşlarının yayımladığı değerlendirmelerde de benzer bir görüş öne çıkıyor. Analizlerde altıncı maddenin bağlayıcı bir finansman mekanizması içermediği, daha çok ileride oluşturulabilecek ekonomik işbirliği projeleri için siyasi çerçeve sunduğu belirtiliyor.
Avrupalı Uzmanlar: Sorun Para Değil, Yorum Farkı
Avrupa’daki diplomatik çevrelerde ise tartışmanın yalnızca para meselesi olmadığı görüşü hakim. Uzmanlara göre asıl sorun, tarafların aynı metni farklı siyasi beklentilerle kamuoylarına anlatması.
Fransız ve İngiliz uzmanlar tarafından hazırlanan çeşitli analizlerde, İran’ın iç kamuoyuna ekonomik kazanım mesajı vermek istediği, Trump yönetiminin ise Amerikan seçmenine herhangi bir mali taviz verilmediğini göstermeye çalıştığı ifade ediliyor. Bu nedenle iki tarafın da aynı metni kendi siyasi ihtiyaçlarına göre yorumladığı belirtiliyor.
Bazı Avrupalı diplomatlar, geçmiş nükleer anlaşmalarda da benzer durumların yaşandığını hatırlatarak, teknik detaylar netleşmeden yapılan siyasi açıklamaların ilerleyen dönemde yeni krizler üretebileceği uyarısında bulunuyor.
Dondurulmuş Varlıklar Dosyası Yeniden Açılıyor
Uzun yıllardır yaptırımlar nedeniyle dünyanın çeşitli bölgelerinde bloke edilen İran varlıkları, anlaşmanın en hassas başlıklarından biri olmaya devam ediyor. İran yönetimi bu kaynakların zaman içerisinde ülke ekonomisine kazandırılmasını beklerken, Washington ise bunun otomatik bir süreç olmayacağını vurguluyor.
Ekonomi uzmanlarına göre İran’ın yurt dışında erişemediği finansal kaynaklarının büyüklüğü konusunda farklı rakamlar bulunuyor. Ancak bu varlıkların serbest bırakılması meselesi, anlaşmanın geleceğini doğrudan etkileyecek en kritik başlıklardan biri olarak görülüyor.
Mutabakatın İlk Büyük Sınavı
Analistler, altıncı madde etrafında yaşanan tartışmanın henüz anlaşmanın ilk günlerinde ortaya çıkmasının dikkat çekici olduğuna işaret ediyor. Teknik müzakereler başlamadan yaşanan bu yorum farklılığı, tarafların ilerleyen süreçte çok daha karmaşık dosyalarda karşı karşıya gelebileceği endişesini artırıyor.
Özellikle yaptırımların kaldırılması, uranyum zenginleştirme faaliyetleri, bölgesel güvenlik düzenlemeleri ve mali denetim mekanizmaları gibi başlıklarda benzer yorum farklılıklarının ortaya çıkması halinde mutabakatın uygulanmasının zorlaşabileceği değerlendiriliyor.
Şimdilik hem Washington hem de Tahran anlaşmanın başarıyla yürütüleceği yönünde mesajlar vermeyi sürdürüyor. Ancak kamuoyuna açıklanmayan tam metin üzerindeki tartışmalar, tarafların aynı anlaşmayı okuyup okumadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Diplomatik çevrelerde birçok uzman, altıncı maddenin gelecekte mutabakatın en kritik ve en tartışmalı bölümü olarak tarihe geçebileceğini düşünüyor. Çünkü bugün tartışılan mesele yalnızca 300 milyar doların varlığı değil; tarafların aynı cümlenin içine farklı gerçeklikler yerleştirmesi. Bu nedenle bazı gözlemciler şimdiden şu yorumu yapıyor: “Anlaşmanın en pahalı maddesi, henüz kimsenin tam olarak ne anlama geldiği konusunda uzlaşamadığı altıncı madde olabilir.”
